Ekim, 2009 için arşiv

serdar turgut !!!!!!!!

Posted in destek ( support ), Faşizm (Fascism), haberler ( news ), insan hakları (human rights) on Ekim 28, 2009 by anticopyrighttr

serdarturgut

serdar turgut’ a bir yanıt; hoş kendisi belden aşağı konuşmalarda kullanılan kalıplar dışındaki cümle kalıplarını pek bilmediğinden ve “gazetecilikten” anladığı zerzavat cinsinden ve kıymet-i harbiyesi salt bir köşedeki punto sayısına endeksli yazılar olduğundan pek anlamayacaktır, lakin biz gene de alıntılayalım:

( bir de gelişme var, “akşam” adı verilen gazete rojin’den özür dilemişmiş… hadi köşe yazarın insan müsveddesi, editörlerin de büdütör mü ??? )

“Serdar Turgut’a terörist olma rehberi:

Serdar Turgut pişmanmış ‘Terörist’ olmadığına. Valla pişmansa, ‘zararın neresinden dönsen kar’dır derdim kendisine ama o zaten bir tür terörist. Tırnaksız: Terörist. Ne yapsın, bir türlü saygınlık sağlayamayınca işi pişkinliğe vurmuş. İsmini ortalıkta dolaştırarak paraya tedavül etmeye çalışıyor. O zaten gazetelerin ‘promosyon’ eşyası gibidir. Ha tabağa çanağa kızmışsınız ha Serdar Turgut’a.

Şu duyduğu pişmanlığa gelince…

‘Terörist’ olması zor be Turgut. Sana bir terörist olma rehberi de ben önereyim:

Önce çocukluğun, kurşun ve bomba sesleri arasında geçecek. Uykundan ikide bir evi basan görevliler tarafından uyandırılacaksın. Babana küfredilecek. Annene hakaret edilecek. Kardeşin itilip kakılacak. Ablan taciz edilecek. Sen tokadı yiyeceksin, mesela ağladığın için. Baban bir gün eve gelmeyecek. Ya da eve gelen beyaz renolu adamlarla askerler alıp götürecek. Sonra cesedini bile bulamayacaksın. Sonra babanı aramaya kalktığında, aynı şiddet sana yönelecek. İkide bir gözaltına alınıp sorgulanacaksın. Bölge’deki her çatışma sonrası misilleme olarak, köyün gençleri kurşuna dizilecek. Ya da götürülüp bir daha görünmeyecek. Sonra büyüyeceksin, belki evleneceksin. Şikayet ettiğin karından seni kurtaracaklar mesela. Ya da onu senden.

Bir gün gelip topladıkları gençler arasında sen de olacaksın. Önce gözaltında sorgulanacaksın. Ben diyeyim 40 gün sen de 90 gün. Herkesin gözü önünde çırılçıplak soyulacaksın ama senin ellerin, gözlerin bağlı olacak. O çok öğündüğün erkekliğinle dalga geçilecek. Erkekliğine ve parmaklarına elektrik verilecek. Belkii hayat boyu fantezilerinde bile kimseyi dağa kaldıramayacaksın. Filistin askısına asılacaksın. Kolların ve boynun ömür boyu arızalı kalacak. Tabii başına kan gitmeyecek, düşünemeyeceksin bile. Ama o sorun olmaz. Zaten senin sorunun başka yerinle.

Arada bir su verilecek, arada bir de kuru bir ekmek. Suçlamaları kabul edersen önünde iki seçenek olacak. Ya itirafçı olup, babanı öldürenlerle birlikte olacaksın. Ya cezaevini boylayacaksın. Senin için mümkün değil ama diyelim itirafçı olmayı reddettin, gideceğin yerde daha beterlerini yaşayacaksın. Alt katlarında tuvaletleri tıkayıp lağıma dönüştürdükleri bir cezaevinde hücreye tıkılacaksın. Her gün tekmil verip ant içeceksin. Bak bu kısmı hoşuna bile gider: Doya doya, günde üç posta ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ diye bağırır, ağzına tıkılmış bokla İstiklal Marşı söylersin.

Sonraaa, gece yarısı koğuşun basılıp kalaslarla sıra dayağına çekileceksin. İtiraz edemezsin ya, hani edecek gibi olursan vay haline. Bunla da bitmeyecek. Grup grup çıkartıp, her tür işkence yöntemi üzerinizde denenecek. Artık bu arada makatına cop mu sokulur, yangın söndürme aletinden gaz mı şansına kalmış. Annen mesela o bahsettiğin çöreklerden getirecek ama sen yiyemeyeceksin. Çörek bir yana su bile bulamayacaksın. Tam bitlerini kırarken düşünmeye başlayacaksın, suçum ne, demeye.

İşte o zaman terörist olmaya hazırsın demektir. Eğer buralardan sağ çıkmayı becerirsen valla senden bile ‘terörist’ olur, eminim! ”

inci hekimoğlu / gündem

ne olmuştu:

“Sanatçı Rojin, Akşam gazetesi yazarı Serdar Turgut’un 24 Ekim tarihinde köşesinde yazdığı, “Keşke PKK’lı terörist olsaydım, Rojin’i dağa kaldırıp seks kölem haline getirirdim” şeklindeki sözlerine ilişkin suç duyurusunda bulundu.
Bakırköy Adliyesi’ne dün dilekçe veren Rojin, yaptığı açıklamada, “Serdar Turgut’un ‘dağa kaldırmak’, ‘seks kölesi yapmak’ gibi ağzı salyalı erkek edebiyatının en ucube cümlelerine fütursuzca kullanmaya cesaret etmesinin nedeni, benim Kürt olmam mı, hele de kadın olmam mıdır?” diye sordu.
‘ATEŞE KÖRÜKLE GİDİYORLAR’
Rojin’in Serdar Turgut’un “PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım” başlıklı yazısına verdiği yanıt şöyle:
“Türkiye, demokratik açılım olarak isimlendirilen bir süreçte geleceğini en çok tehdit eden, insanlara en çok acı veren sorunuyla yüzleşiyor ve kalıcı çözüm yolları arıyor. Ancak ne yazık ki; gazete köşelerinin bazı efendileri kalemlerini yaralara tuz basmak, ateşe körükle gitmek, yumrukların biraz daha sıkılmasını sağlamak için oynatıyorlar.
‘NAMLUNUN UCUNA GÜLLE’
İşte bu yazılardan biri, 24 Ekim 2009 Cumartesi günü Akşam gazetesinde Serdar Turgut tarafından kaleme alınmıştır. Yazıda, devletin silah bırakmaları cazip hale getirecek önlemleriyle dalga geçilmekte, sürecin suhuletle aşılması yerine yeni gençlerin ölmesine yol açacak bir uçuruma sürüklenilmesine davetiye çıkarılmaktadır.
Serdar Turgut, bu çirkin amaç için adımı da aynı çirkinlikte kullanmıştır. ‘Dağa kaldırmak’, ‘seks kölesi yapmak’ gibi ağzı salyalı erkek edebiyatının en ucube cümlelerini fütursuzca kullanmaya cesaret etmesinin nedeni benim Kürt olmam mı, hele de kadın olmam mıdır?
Ben sanat hayatımda nereye geldiysem annemin hayır dualarından başka kimseden destek almadan ve kimseye taviz vermeden geldim. Şimdi de adımın ve kişiliğimin; on binlerce satan bir gazetenin tanınmış bir yazarının yazısına malzeme yapmasına asla izin vermeyeceğimi, yasal yolları sonuna kadar kullanacağımı kamuoyuna saygıyla duyururum. Namlunun ucuna gül değil gülle koymak isteyen anlayış bölücüdür.”

birgün

The Kurdish singer Rojîn has filed suit against the Turkish columnist Serdar Turgut of the Turkish newspaper Akşam on Tuesday. In a column he wrote he wants to become a PKK rebel and use Rojîn as a sex slave in the mountains.

Serdar Turgut wrote a column called “I regret that I didn’t become a PKK terrorist”. In the column he wrote that there are sex parties among the PKK guerrilla’s in Qandil Mountains. Turgut added that he has ‘never seen a beautiful female PKK member’, but as an alternative he wants to use Rojîn ‘as a sex slave’ and ‘enjoy her for several years’.

The Kurdish artist Rojîn sued the journalist for sexual intimidation and defamation. According to Rojîn, Turgut has the guts to use these kinds of words, due to the fact that Rojîn is Kurdish and a woman.

An investigation was launched by the prosecutor to check if the column violates the law. If Turgut has to appear before a judge, he could receive a jail sentence between 6 months to 4 years.

işçinin ölümü / working man’ s death [ 2005 ]

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Belgesel (Documentary), insan hakları (human rights) on Ekim 28, 2009 by anticopyrighttr

işçinin ölümü

” Günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz.
Sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz.
Sekiz saat boyunca seks yapamazsınız.
Ama sekiz saat boyunca hiç durmadan çalışabilirsiniz.
İşte insanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey budur… ”
(William Faulkner)

Günümüzde baş tacı edilen teknolojiyle neredeyse ‘görünmez’ hale gelen çalışan insan portreleri; dünyanın beş ayrı ülkesinde beş emek hikayesi..

Ukrayna’daki kaçak madenciler, Pakistan’daki gemileri söküp parçalara ayıran işçiler, Nijerya’daki meydan kasapları, Endonezya’daki kükürt madencileri ve Çin’deki çelik işçilerinin hikayeleri.

Bütün bu başarıyla sinemalaştırılan öykülerden Nijerya’daki mezbahanın hikayesi seyredilmesi gerçekten zor sahneler içeriyor. Kan revan içindeki inekler, keçiler ve onların kesim sahneleri izleyiciyi sonuna kadar rahatsız ediyor. Ama en kötü olanı o insanların durumu. Fakirliğin ve açlığın pençesindeki insanların yaşadıkları vahşeti benimseyişleri ve bilinçsizce içlerinden yükselen vahşiliği kabullenişleri bir insanın en korkunç görüntülerini sergiliyor.Kasaplardan bir tanesi şöyle diyor, “Biz acı çekmek için bu dünyaya geldik.”

Diğer bir hikayede ise Ukrayna’da kaçak kömür madeninden kömür çıkaran işçilerin hikayesi var. Devlet tarafından kapatılan madenlerin işsiz kalan emekçilerinin iç yaralayan hikayesi bu. İşçiler kapanan madenlerde kömür olduğunu görüyorlar ve 30 santimlik damarların arasına girip çekiç ve kazıklarla o damarı daha da açıp sürünerek kırdıkları kömürü çıkarıyorlar. O damarların içine 20-30 metre sürünüp giriyorlar. 10 santimlik bir çökme ancak sürünerek girilebilen bu damarlardaki işçilerin sıkışıp feci şekilde ölmelerine sebep oluyor. Bu noktada Sovyet döneminde maden işçilerinin kahramanı olarak gösterilen ve aslında bir hükümet politikası olan Aleksey Stakhanov’un hikayesi ile kendi durumlarını da karşılaştırıyor bu kaçak madenciler. “Bizler farklıyız” diyorlar. Geçmişin anılarını kirletmemek için bu farklılığı döneme bağlıyorlar. “Biz aç kalmamak için kazıyoruz, kahraman Stakhanov ise idealizm için çalışıyordu” diyorlar. Ve bu hikayenin belki de en vurucu lafını ailesine bakmak zorunda olan bir madenci söylüyor: “Biz hayatta kalmak için çalışıyoruz. Ne daha fazlası, ne de daha azı için.”

Endonezya’da bir kükürt madeni. Yanardağın kraterine çıkıp kraterin ağzının içine giren madenciler kaynayan kükürtlü suların çevresinde biriken kükürtleri kırıp sepetlerine dolduruyorlar. Bu yükleriyle beraber tekrar kraterin ağzından yukarı çıkıp dağdan aşağı iniyorlar. Taş çatlasa 60-65 kilo gelen bu insanların omuzlarındaki 115 kiloluk kükürtün yolculuğu insan teni ve kanından izler taşıyor. Üstünde Inter futbol takımının forması olan bu gencecik madencilerden biri “Belki biz de bu durumdan kurtulup daha temiz işlerde çalışırız” diyerek imkansız hayalini paylaşıyor.

Pakistan’daki gemileri parçalayan işçilerin hikayesi de öncekilerden daha iyi değil. Asbest içeren gemileri parçalayan işçilerin çalışma şartları insanlık dışı. Çoğunluğunu Peştunların oluşturduğu işçiler 15-20 yıl boyunca burada çalışıyorlar ve hayatlarında hiçbir ilerleme olmuyor. Elleri tuttuğu, kollarında derman olduğu sürece geceleyin ateş başında bir parça ekmek yiyecek şansları oluyor. Ve işte bu küçücük şans için koskoca hayatlar tükenip gidiyor. Üstelik Avrupa’nın ve Batı medeniyetinin kanserojen diye sökmediği ve geri kalmış bu coğrafyalara gönderdiği gemilerde çalışarak sönüyor bu hayatlar.

Son hikaye ise Çin’de geçiyor. Bir çelik fabrikasında çalışan işçilerin hikayesi bu. Çin’in komünist döneminin geleneklerini yaşatan işçiler kendi çocuklarıyla yaşadıkları nesil çatışmasını anlayamıyorlar. Dudaklarından dökülen şu tür kelimeler var, “Kendimizi geçmişin işçi kahramanları olarak çelik endüstrisine feda etmek istiyoruz.” Bu noktada Çin’in değişen ekonomik yapısıyla da çatışıyorlar. Onları günümüzün yaşayan hayaletleri olarak da görebilirsiniz bu filmin içinde.

Son olarak Almanya’da kapatılan ve müze haline getirilen bir çelik fabrikasına gidiyoruz. Bu müzenin içinde çocuklar koşturuyor. Yıllar evvel belki dedelerinin kan ter içinde alevler arasında çalıştığı yerlerde birbirlerine balondan yapılmış su bombaları atıyor ve çığlıklar içinde eğleniyorlar.Görüyoruz ki o fabrikada bambaşka bir hayat ve macera yaşanıyor artık.

We live in a time where hard working men have been substituted by machines. Consequence: the dissapearence of the traditional working class. Or perhaps not?  Are workingmen just becoming invisible?  Where can you find them in the 21th century? The documentary “Workingman’s Death” shows five exemplary groups of workers across the world which have not directly benefited from the advances in technology: coal miners in Ukraine, sulfur miners in Indonesia, ship-breakers in Pakistan, workers of a slaughterhouse in Nigerian and workers of the steel industry in China. Five stories told through beautiful and at the same time shocking images.

türkçe altyazılı (ilk kısımdaki  “orking_sDeat” yazılılar ) / english !!! ( at the second part, links with “qix-wdeath” )

türkçe altyazılı indir:

http://rapidshare.com/files/38847744/orking_sDeat.part01.rar

http://rapidshare.com/files/38852589/orking_sDeat.part02.rar

http://rapidshare.com/files/38857488/orking_sDeat.part03.rar

http://rapidshare.com/files/38862387/orking_sDeat.part04.rar

http://rapidshare.com/files/38867618/orking_sDeat.part05.rar

http://rapidshare.com/files/38873115/orking_sDeat.part06.rar

http://rapidshare.com/files/38878711/orking_sDeat.part07.rar

http://rapidshare.com/files/38884414/orking_sDeat.part08.rar

http://rapidshare.com/files/38889857/orking_sDeat.part09.rar

http://rapidshare.com/files/38896209/orking_sDeat.part10.rar

http://rapidshare.com/files/38901628/orking_sDeat.part11.rar

http://rapidshare.com/files/38906908/orking_sDeat.part12.rar

http://rapidshare.com/files/38912468/orking_sDeat.part13.rar

http://rapidshare.com/files/38917868/orking_sDeat.part14.rar

şifre: azeri

download in english:

http://rapidshare.com/files/37949292/qix-wdeath.part01.rar

http://rapidshare.com/files/37950241/qix-wdeath.part02.rar

http://rapidshare.com/files/37951124/qix-wdeath.part03.rar

http://rapidshare.com/files/37951924/qix-wdeath.part04.rar

http://rapidshare.com/files/37952716/qix-wdeath.part05.rar

http://rapidshare.com/files/37954363/qix-wdeath.part06.rar

http://rapidshare.com/files/37970901/qix-wdeath.part07.rar

http://rapidshare.com/files/37972220/qix-wdeath.part08.rar

http://rapidshare.com/files/37973411/qix-wdeath.part09.rar

http://rapidshare.com/files/37974406/qix-wdeath.part10.rar

http://rapidshare.com/files/37975350/qix-wdeath.part11.rar

http://rapidshare.com/files/37976219/qix-wdeath.part12.rar

http://rapidshare.com/files/37979359/qix-wdeath.part13.rar

http://rapidshare.com/files/37980277/qix-wdeath.part14.rar

http://rapidshare.com/files/37980300/qix-wdeath.part15.rar

return of the scorcher

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Çevre (Enviroment), Belgesel (Documentary), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Ekim 28, 2009 by anticopyrighttr

return of the scorcher
Otomobillerin yolları işgal etmediği 1890’larda bisikletciler hızlarından dolayı “Scorcher” (yakıcı) olarak anılıyordu. Yüzyıl sonra arabaların işgal ettiği her yerde hem sosyal hem de çevresel sorunlar yarattığı günümüz dünyasında bu belgesel evrimleşen bisiklet rönesansını araştırıyor. Belgesel, Çin, Hollanda, Danimarka ve ABD’de yapılan araştırmalar ve romantizm, asilik, feminizm ve sürdürülebilirlik gibi başlıklardan bisiklet kültürünü araştırıyor. Dünyanın birçok yerinden bisikletin ilham verici kullanımlarıyla dolu olan bu belgesel, “ilerleme” ve “statü” takıntılarını sorguluyor ve bisikleti dünyayı değiştirecek bir araç olarak gören insanların vizyonunu sunuyor.

In the 1890’s before automobiles rule the roads, bicyclists reffered to as ‘Scorchers’ because of the blazing speed. A century later, in a world filled with traffic jams and car-related social problems, Return of the Scorcher discovers an inspired and evolving cycling renaissance. Shot on location in China, The Netherlands, Denmark and United States, Return of the Scorcher explores the culture of the bicycle, touching on an variety of subjects including romance, rebellion, feminism and sustainability. Filled with inspiring scenes of bike using around globe, Return of the Scorcher questions our obsessions  with “progress” and “status” and presents a diverse community of cycling visionaries who see the bicycle as a life affirming vehicle for change.

ingilizce / english !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/391649001/return_of_the_scorcher.part1.rar
http://rapidshare.com/files/391638473/return_of_the_scorcher.part2.rar

midilli’den dayanışma / solidarity from lesbos

Posted in Anarşizm (Anarchizm), destek ( support ), haberler ( news ) on Ekim 28, 2009 by anticopyrighttr

anti-imf-wb_midili

27’si sabahı midilli-ayvalık-dikili arasında sefer yapan vapurda türkiye’de imf- dünya bankası protestolarında yer alan yoldaşlarına desteklerini bildiren bildirileri.. türkçesi ( geldiği halde yayınlıyoruz ):

Yunanistan’da, Türkiye’de, her yerde…

İki uluslararası organizasyon olan Uluslararası Para Fonu (IMF) ve
Dünya Bankası (WB) dünya ekonomik sisteminin “polisidir”. Vazifeleri, dünya
çapında kapitalizmin yönü tasarlamak, belirlemek ve kontrol etmektir.
Amacları, kapitalin ve kârın egemenliği sonsuza sürdürmek, dünya para
tarafından idare edilmesini sağlamaktır. Rolünü oynayan Ulus-Devlet
hükümetlerinin gerekli sayılan mali reformları uygulaması, gerekli
sayılan sert tedbirleri alması, gerekli sayılan iktisadi
değiştirmelerine kalkışmasını sağlamaktır.
Tabi, bütün bunların kimin sırtına yüklendiğini biliyoruz.
Kimin, emekçi haklarına karşı politikaların zararı
ödediği, sosyal sigorta hakları ve emeklilikleri kayıp ettiği,
bir geçe içinde işini kayıp ettiği, gittikçe esnek çalışma
ilişkileri altında çalışmak ve yoksulluk
sınırları altında yaşamaya zorlandığını
biliyoruz.

“Dünya ekonomik krizinden çıkış’ esas konusu ile, IMF’in
yıllık toplantısı 6-7 kasım arasında İstanbul’da
yer almıştır. Beş binden fazla gösterici, politik yelpazenin
tümünden gelen işçi sendikaları ve örgütleri yola
çıkmıştır. Bir “medeni” ve “demokratik” eyleme katkı
olarak bir protesto gezisi değil, bir teknokrat-kapitalist grubunun hayatlar
üzerinde karar alma iktidarına carpışmaya yola çıkmış.
Geçen Aralık Yunanistan’da olduğu gibi, İstanbuldaki hedefleri sarih:
banka, uluslarası firma, elçilik, polis arabaları, güvenlik
kameraları, tüketim dünyası, haysiyetimize saldıran ve reforme
edilemeyen her şey. Kaba bastırma, dayak, biber gazı, plastik mermi,
su tulumbası, iki yüz civarında tutuklama ve bir ölü göstericiyle, Türk
devletinin cevabı Yunan devletinin yanıtıyla aynı.

Bu garib değil. Türk devletinin “demokratik hassasiyet” eksikliğinden de
değil. Yunanistan’da olduğu gibi, Yeni Demokrasi ya da Pasok hükümetiyle,
Türkiye’de ve her kapitalist demokrasinde, kim egemenlerin dünyasına
karşı çıkar, eylemleri yaşa dışı
sayılır, kendisi terorist olarak sayılır, kovuşturulur,
hapsedilir. İşine bakan ve boyun eğilmiş ise, patronların
attığı kemikleri yallarken ödüllendirilir. Türkiye’deki
arkadaşlara dayanışmamız milli kimliklerine karşı ve
mücadele veren insanlara bir dayanışmadır. Egemenlerin
yutturduğu “ulusal davalar” bizi ilgilendirmez, bizimki değil. Bu oyunu
oynamıyoruz, düşmanlarımız toplumsal ve
sınıfsaldır, nerede doğduğu ve ne dil konustuğu
ilgimizi çekmez. Düşmanlarımız banka, bakanlıklar ve
korucularının takımlarında bulunur. Şunlar bizi
ilgilendirir, onları düşman tanırız, ister ayyıldız
arkasında saklansın, ister beyaz-mavı ile örtülsün.
Arkadaşlarımız her yerde bulunur, her zulüm ve para idaresindeki bir
dünyaya direniş ve toplumsal ayaklanma olduğu zaman…
Arkadaşlarımız, baskıcı ve baskı altında insandan
serbest  bir hayat için rüyasını besleyen mücadelelerde bulunur.

PATRONLAR İLE BARIŞ OLAMAZ
Türkiyedeki arkadaşlara dayanışma

in solidarity

comrades in Midili

a leaflet, written by the greek comrades from lesbos to show their solidarity with the demonstrators against imf- wb. meeting in istanbul. it’ s distrubuted at the ferry ( from lesbos to ayvalık-dikili(turkey) and back)

küçük prens / le petit prince — updated !

Posted in haberler ( news ) on Ekim 28, 2009 by anticopyrighttr

küçük prens-update

farklı dil seçenekleri eklenmiştir.

updated in various languages!!!

https://anticopyrighttr.wordpress.com/2009/10/26/kucuk-prens-le-petit-prince/

dil desteği için eylül’ e teşekkürler..

zine library

Posted in Anarşizm (Anarchizm), Dergiler ve Fanzinler (Magazines and Fanzines), e-kitap ( e-book ), fanzinler ve dergiler ( fanzines & magazines ), faydalı bilgiler ( useful info ), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Ekim 27, 2009 by anticopyrighttr

zine library

politikadan altkültürlere kadar binlerce zine… ( yaklaşık 6 gb. )

from politics to subcultures, thousands of zines… ( nearly 6 gb. )

ingilizce / english !!!

http://www.mininova.org/tor/3067013

kaynak / source :

http://zinelibrary.info/

anarşist kütüphane / the anarchist library

Posted in Anarşizm (Anarchizm), Dergiler ve Fanzinler (Magazines and Fanzines), e-kitap ( e-book ), fanzinler ve dergiler ( fanzines & magazines ), faydalı bilgiler ( useful info ) on Ekim 27, 2009 by anticopyrighttr

the anarchist library

the anarchist library’ nin dijital ortama çekilmiş arşivinden faydalanmak için:

to reach the materials at the anarchist library’s archive:

ingilizce / english !!!

indir / download:

http://onebigtorrent.org/torrents/6503/The-Anarchist-Library-on-torrent