dogville

Trier, önce küçük bir Amerikan kasabası romantizmine, oranın çaresiz insanlarının iyiliğine inanmamızı isteyerek işe başlıyor.

30’lar Amerikası’nda da olsa, Köpekköy sakinlerinin gangsterler tarafından aranan zavallı kıza kucak açması masalının ne yenmez yutulmaz bir kurmaca olduğunu iyice idrak etmemiz için ferah ferah bir saat harcıyor.

Derken, adı tanrısal inayet anlamına geldiği halde, Köpekköylülerin çok tehlikeli insani merhametine sığınan Grace’in Köpekköy’e uzun vadede mutluluk getirmeyeceği anlaşıldığında, Köpekköy dişlerini göstermeye başlıyor.

Önce sadece ‘alışveriş bazında’; Grace’in Köpekköy’deki sığınmacılığını, zaten yapmakta olduğu hizmetçiliği daha da ağırlaştırarak ödemesi uygun bulunuyor. Köpekköylüler çok geçmeden eziyetten sanki tad almaya, hatta “yaratıcı” olmaya başlıyorlar. Grace’e, frenküzümü tarhlarının arasındaki yoldan geçmemesi, bunun yolun orada olup olmaması ile ilgisi olmadığı, sadece yolun sahibinin canının böyle istediği söylenmesi Kafkaesk bir mülkiyet ifadesinin ilk müjdecisi oluyor. Artık ‘Kafka’ ve ‘mülkiyet’ birbirleriyle yarışacaktır.

Grace üzerinde ilk hak iddia edenler, yediden yetmişe, onu tehditle cinsel ilişkiye zorlayan kasabanın erkekleri oluyor. Ardından daha rafine işkencelerle, kasabanın kadınları.

Mark Twain gibi başlayıp Kafka gibi devam edip Cioran gibi biten “Dogville” in irkilticiliği, günlük hayattaki faşizm, tahakküm ve toplumun görmezden geldiği, görmeyerek pasif öznesi olduğu- bir kısmının da aktifleştiği- insana yönelik her türden baskıyı gözler önüne sermesi ve bizi bununla baş başa bırakmasında.

Trier’in bu filmde burjuva ahlakına yönelttiği tavır, birçok Haneke filminin ötesinde.

Kadınlar, erkekler, çocuklar; hepimiz koca bir Dogville’ de yaşıyoruz aslında. Mülteciler, tutsaklar, modern köleler, seks emekçiliğine zorlananlar ve mecbur bırakılanlar, kağıtsızlar, vs… bu filmde Kidman’ ın oynadığından farklı merhalelerde şeyler yaşamıyorlar..

The  fugitive, Grace, arrives in the isolated township of Dogville on the run from a team of gangsters. With some encouragement from Tom, the self-appointed town spokesman, the little community agrees to hide her and in return, Grace agrees to work for them. However, when a search sets in, the people of Dogville demand a better deal in exchange for the risk of harbouring poor Grace and she learns the hard way that in this town, goodness is relative. But Grace has a secret and it is a dangerous one. Dogville may regret it ever began to bare its teeth…

the story of the facism in daily life…

TÜRKÇE ALTYAZILI / ENGLISH !!!

indir / download:

http://tinyurl.com/yzu9rwk
http://tinyurl.com/yzhzggj
http://tinyurl.com/yzv53pm
http://tinyurl.com/ykc7s4y
http://tinyurl.com/y8patxw
http://tinyurl.com/ygk24n7
http://tinyurl.com/yh6hokk
http://tinyurl.com/ycwcre7

türkçe altyazısı ( uyumlu ) / turkish subtitle:

http://www.mediafire.com/?tnwyzbbyy3m

Bir Yanıt to “dogville”

  1. insanları bolca affeden biri olarak;
    bir çok şeyi tekrar düşünmemi sağladı bu film. kendimi affeden biri olarak kibirli olarak görüyordum ama bu düşünce beynimde silik ve dumanlı oluşuyordu tam özüne inemiyordum, emin olamıyordum. altyazıyı bir metin olarak çıkarıp bir kaç kere daha okuyacağım. paylaşan arkadaşlara teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: