Temmuz, 2010 için arşiv

bir başkanın ölümü / the death of a president

Posted in ABD (USA), insan hakları (human rights), Kurmaca-Belgesel (Mockumentary) on Temmuz 31, 2010 by anticopyrighttr

film, chicago’ya gelen bush’u sokaklarda karşılayan büyük ve öfkeli bir kalabalığın görüntüleriyle açılıyor. başkan bir otelde vatanseverliği üzerine konuşma yaparken, dışarıdakilerin öfkesi patlama noktasına geliyor.

gerginlik git gide tırmanıyor ve nihayet bush’un öldürüldüğü sahneyle son buluyor. suikasttan sonra film fbi’in tetikçiyi bulma çabasının izini sürüyor. sonunda Suriyeli bir adam idama mahkum ediliyor. ancak bu adamın gerçekten suçlu olup olmadığı belli değildir. asıl rolü acaba orta doğulu olduğu için bush’un ölümünün “bir terör eylemi” kılıfına sokulmasını mı sağlamaktır?

filmin asıl başarısı, gelecek perspektifini kullanarak günümüzün en can alıcı siyasi konularına parmak basması. yönetmen range, günümüz abd’sinde elden giden özgürlükleri ve savaşın faturasını açıkça ve çarpıcı bir biçimde sorgularken, seyirciyi gözlerini açmaya davet ediyor.

“death of a president” is a 2006 british mockumentary about the assassination of george w. bush, the 43rd u.s. president, on 19 october 2007 in chicago, illinois. by means of actors, archival film footage and computer-generated special effects, the assassination is the thematic beginning of serious discussions about civil disobedience, racial profiling, the u.s. government’s reduction of civil liberties, news sensationalism as agitational propaganda and the theory of just war.

türkçe altyazılı / english !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/410167452/death_of_a_president.part1.rar.html
http://rapidshare.com/files/410131137/death_of_a_president.part2.rar.html
http://rapidshare.com/files/410167967/death_of_a_president.part3.rar.html
http://rapidshare.com/files/410213184/death_of_a_president.part4.rar.html

bahoz – fırtına

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), film ( movie ), insan hakları (human rights) on Temmuz 31, 2010 by anticopyrighttr

1990’lar “yurtsever gençler”inin uzun metraj bir öyküsü.film oldukça önemli bir film. bu coğrafyada kürt olmanın belki en zor olduğu, “tesadüfi” ölüm sebebi olduğu yıllarda -şu veya bu şekilde- siyasal mücadele yürütmüş, üniversitelerde var olmaya çalışmış, şu veya bu sebeplerle çeşitli ölçülerde partiden cepheye kaymış / kaymak zorunda kalmış bir koca kuşak gencin hikayesi anlatılıyor zira.

hakları ellerinden alınmış, köyde, şehirde, okulda, dağda; nerede olursa olsun aslında istemedikleri yerlerde durmak zorunda bırakılmış ve sürekli birilerinin, bir şeylerin pençesini enselerinde hissetmiş bir kuşağın hikâyesi bu film.

bahoz ( the storm ) is a movie that tells a story of a group leftist kurdish students and politic period that they stayed in during a term when kurdish revolt began to increase.

türkçe / turkish !!!

indir ( 659 mb. ) / download ( 659 mb. ):

http://rapidshare.com/files/237125055/Bahoz_BlackUploader.part1.rar
http://rapidshare.com/files/237150523/Bahoz_BlackUploader.part2.rar
http://rapidshare.com/files/237166277/Bahoz_BlackUploader.part3.rar
http://rapidshare.com/files/237180780/Bahoz_BlackUploader.part4.rar
http://rapidshare.com/files/237198267/Bahoz_BlackUploader.part5.rar

ya da / or:

http://www.filefront.com/13676763/Bahoz_-_Firtina.avi

küresel markalı kentte isyan

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Bienale - 2010 Avrupa Kültür Başkentliğine Karşı ( Against Bienal and 2010 European Capital of Culture, destek ( support ), insan hakları (human rights), soylulaştırma "kentsel dönüşüm" / gentrification on Temmuz 31, 2010 by anticopyrighttr

” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sahibi olduğu Kahve Dünyası markası tarafından üretilen ve Bülent Erkmen tarafından tipografik tasarımı yapılan İstanbul 2010 çikolataları piyasaya sürüldüğünden beri ağzımda acı bir tat var. Parlak renkli çikolata kutularının içinde ne saklı olduğunu merak ediyorum. Özel tasarım ambalajlarıyla birlikte iştahla yalanıp yutulan nedir? Marka yetkilileri ürünlerinin “İstanbul’u küresel kent yapmak adına önemli bir katkı olduğunu” iddia ediyor. Bu çikolataların hammaddesi öyle sıradan bir şey olmasa gerek.

2010 Avrupa Kültür Başkenti bir çikolata fabrikası gibi çalışıyor. Bu fabrikada sermayenin ağzını sulandıran türden bir kent imgesi üretiliyor: Sınıfsal ve kültürel çatışmalardan, gündelik yaşamın şiddetinden arındırılmış, yarı canlı, yarı ölü bir beden olarak kent, tatil köyü, eğlence merkezi, küresel marka olarak İstanbul.  Bu imge kentin içerisini ve dışarısını, toplumsal yaşamın ve siyasetin sınırlarını belirliyor. Kim kente vizeyle, kim dozerle girecek, kim burada yaşamayı hak ediyor ve buna kim karar verecek? Herkes haddini bilecek.

İstanbullu dediğin güzel, kültürlü, paralı, iyi huylu bir insan evladı. Tek tip İstanbullu yok elbette,  sütlüsü de var, bitteri de. Aynı ambalaj içinde kültürel çeşitlilik aroması. Oysa bir de sermayenin çiğneyip tükürdüğü, ambalajsız, çıplak İstanbul var. Ve bu yazı onunla ilgili.

DİSİPLİN:

Kentin geleceğini emlakçıların internet sitelerinden okuyoruz. Yazının başlığı: “Küçükçekmece Yeni Maslak Olmaya Aday.” Şöyle devam ediyor: “Kültür yatırımlarına önem veren Küçükçekmece Belediyesi üç büyük sanat merkezi açtı […] Yatırımlar yapılmadan önce kültür ve sanat anlamında adı anılmayan Küçükçekmece, artık ‘Avrupa Başkenti’nin Kültür İlçesi’ olarak kendinden bahsettiriyor.” Spor yatırımlarına da önem veren belediye, iki olimpik havuz açmış. “80.000 kişi kapasiteli Olimpiyat Stadı ise ilçenin kaderini değiştirecek en önemli yatırım” imiş.

İşte bizim hikayemiz tam da burada, Olimpiyat Stadı’na bakan bir tepede başlıyor. Kültür, sanat, spor yatırımları, plaza ve rezidanslarla kaderi değişen Ayazma Mahallesi’nde geçiyor.

TEM Otoyolu çevresinde yapılan lüks toplu konut projeleri, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi ve Olimpiyat Stadı’nın inşa edilmesinin ardından mahallenin üzerine kurulduğu arazinin değeri arttı. Küçükçekmece, orta-üst sınıf rezidansları, alışveriş merkezleri ve marinasıyla yeni bir Maslak’a dönüşecekti. Yeni Maslak’ın sakinleri Ayazmalılar olmayacaktı elbette. 2004’te TOKİ, Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi üçlü protokol imzaladı. Ayazma – Tepeüstü Mevkileri Kentsel Dönüşüm Projesi başladı.

Ayazma Mahallesi sakinlerinden hak sahibi olarak kabul edilen 1474 ailenin, Bezirgânbahçe’deki TOKİ konutlarına taşınmasına karar verildi. Hak sahipliğinden yararlanamayan, Ayazma’da kiracı olan 42 aile ise tamamen yok sayıldı. Devlet Ayazmalı kiracıları bir anlamda vatandaşlıktan çıkarmış oldu. Fakat onların gidecek başka yerleri, yaşayacak başka hayatları yoktu. Diğer yandan kente pençeleriyle tutunan mahallenin çirkin görüntüsü bölgenin yeni sakinlerini rahatsız ediyor, uğruna milyonlar harcanan güvenli ve huzurlu kent imgesini tehdit ediyordu. Çok geçmeden yıkım geldi.

SAVAŞ:

Toplumsal ve politik hayatın kıyısında, uçurum kenarında kurulmuş Ayazma’da ilk yıkımlar 2005 yılında gerçekleştirildi. “İmparatorluk”ta iç savaş nedir, o günü yaşayanlar çok iyi bilirler. Fetih için gelmişlerdi. Alacakaranlıkta baskın, çocukları korkudan delirtti. İnsanlar insanlıktan çıktı. Değil özel eşyalarını, bebeklerini yıkımdan zor kurtardılar. Taş taş üstünde kalmayıncaya kadar, dozer ve cop, küfür ve dayak inatla çalıştı.
Ayazma’da yıkım savaşın ve siyasal şiddetin uzamsal ve zamansal sınırlarının ortadan kalkmasının kanıtıydı. Yüksek yoğunluklu polis müdahalesi, geleneksel olarak dışarıda kurgulanan “düşman” ve içeride kabul edilen “tehlikeli sınıflar”ın ayırt edilemez hale gelişi, terör, uyuşturucu ve fuhuşla suçlanan genelleştirilmiş, soyut bir düşmana karşı savaş… Ayazmalılar bu kavramları çok iyi biliyor.

KONTROL:

Çoğunluğu 90’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu’dan köyleri boşaltılarak sürgün edilen Ayazmalılar için bu, ikinci zorunlu göçtü. Yıkımlar sonrasında imkanı olanlar kiraya çıktı, hısım akrabanın yanına sığınanlar, memlekete dönenler oldu. Sonuçta geriye 18 aile kaldı. 50’si çocuk, 27’si öğrenci 77 kişi, İstanbul’un gördüğü en büyük mücadelelerden birine başladı.

18 aile 2 yıl barakalarda yaşamaya terk edildi. 2007’de Belediye 1500 polisle mahalleyi kuşattı ve barakaları yıktı. Çadır kurdular. Küçükçekmece Belediyesi 2008’de çadırları da yıktı ve yeniden çadır kurulmasını engellemek amacıyla yıkıntıları ortadan kaldırdı. Bedenlerinden başka sığınacak bir şeyleri kalmayana kadar soyuldular. En azından kadınların ve çocukların birkaç gün belediyenin tesislerinde misafir edilmesini istediler. Belediye kabul etmedi. Çünkü İktidarın, fethettiği topraklarda savaşı her gün, tek tek her vatandaşın bedeninde yeniden kazanması gerekiyordu. Söz konusu olan canlı beden olarak bireyin toplumsal siyasal stratejilere dahil edilmesiydi. Ayazmalıların biyolojik hayatları siyasi çatışma alanı haline gelmişti.

Çadırlarda soğuktan ölen bebekler, yeşil kart verilmeyen hastalar, salgın hastalık ve ölümle göçe zorlanan insanlar “çıplak”tır. Nüfus kayıtlarından silinmiş, haritalardan çıkarılmış, etnik ve politik kimlikleri yok sayılan insanlar toplumsal yaşamın dışına terk edilmiştir. Kentsel dönüşüm ev ve şehir, özel hayat ve siyasal varoluş arasındaki duvarları ortadan kaldırırken en açık örneğini toplama kamplarında gördüğümüz türden çıplak hayatlar yaratır. Cinayet işlemeksizin yok edilebilen olan bu hayatlar çıplaktır.

KAMP:

Yasaların çözüldüğü ve askıya alındığı, dolayısıyla insanın çıplak hayatının ortaya çıktığı bir yerdir kamp. Burada birey siyasal-toplumsal kimliği değil, biyolojik özellikleri üzerinden tanımlanır. İnsan çıplak hayatıyla baş başa kalmıştır. Kamp “yersizleştiren bir yerleştirmedir”. Tıpkı Ayazma’daki çadır kent ya da Bezirgânbahçe TOKİ konutları gibi.

Toplumsal muhalefetin, kentsel dönüşüm yaşanan diğer mahallelerin desteği, Ayazmalı 18 ailenin olağanüstü direnciyle birleşince Küçükçekmece Belediyesi’ne yapılan baskılar sonuç verdi. Ayazmalılar, yerel seçim arifesinde, bir senelik kiraları belediye tarafından ödenmiş şekilde Bezirgânbahçe’de kiralık konutlara taşındılar ve hak sahipliğinden yararlandırılmaları için gerekli girişimler başlatıldı.

Ayazmalı 18 aile Bezirgânbahçe TOKİ konutlarına yerleştirildiğinde savaş bitmiş değildi. TOKİ konutları, yeni sakinlerinin sosyal ve ekonomik yaşam koşulları tamamen göz ardı edilerek inşa edilmişti. Kira yardımı bittiğinde, enformel sektörde süreksiz işlerde çalışmak durumunda kalan Ayazmalılar için apartman aidatlarını bile ödemek imkansız hale gelmişti.  Zaten çadırda kaldıkları süre içinde ve evleri için verdikleri mücadele sırasında pek çok kişi işini kaybetmişti.

Bezirgânbahçe’de Ayazmalılar’ın doğayla, kentle, yaşamla ilişkileri paramparça olmuş, kadınlar 15 katlı beton bloklar içindeki hücrelerinde tecrit edilmişlerdi. Bloklar depreme dayanıksız ve son derece sağlıksızdı. Üstelik daireler ailelerin çocuk sayısı göz önünde bulundurulmaksızın dağıtılmıştı. İnsani bir yaşam TOKİ tabutlarına sığmıyordu.
Böylece projede hak sahibi kabul edilen Ayazmalılar’ın yaklaşık dörtte üçü kısa süre içinde sözde sosyal konutlardan dışlanmış oldular.

Bu durumu fırsat bilen TOKİ, başlangıçta borç süreci boyunca satmama koşulu koyduğu konutların el değiştirmesini sağlayacak yeni bir düzenlemeye gitti. Bezirgânbahçe konutlarında barınamayan aileler sosyal konut haklarını, orta ve üst sınıflara devrederek göç etmek durumunda kaldılar.
Ayazmalı 18 kiracı aile ise barınma hakkı mücadelesinde, İstanbul’da yaşayan tüm yoksullar için emsal teşkil edecek bir zafer uğruna her şeyi göze almıştı. Kira ya da gıda yardımı için çaldıkları kapılar yüzlerine kapandığında bile pes etmediler.

Yoksulluklarını neden göstererek çocuklarını ellerinden almaya gelen yardım kurumlarına boyun eğmediler. Şubat 2009’da “hak sahibi” olarak kabul edilip, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’dan peşinatsız ve uygun şartlarda konut sözü aldılar. Mart 2010’da Kayabaşı TOKİ konutlarına Ağustos ayında yerleşmek üzere kura çekimine katılırlar. Oysa çok geçmeden, ödeyemeyeceklerini bile bile bu ailelerden 15 bin lira peşinat istendi. Bugün ödeme süresi geçti ve Ayazmalılar hak sahipliliği haklarını da kaybetmiş durumdalar. Ama mücadele hala, inatla sürüyor. Her tür psikolojik ve fiziksel şiddete karşı hala direniyorlar. Her gün yeni bir yalanla kırılmaya çalışan umutları hâlâ diri.

EGEMEN İSTİSNA:

Peki uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’ya rağmen Ayazmalılar’ın yaşadıkları şiddet “hukuk dışı” değil midir? Hayır, tüm yasaların askıya alındığı Ayazma’nın durumu “hukuk dışı” değildir. Tersine Ayazma, mevcut hukuk düzeninin işleyişini ve iktidarın yapısını açığa çıkaran bir “istisna”dır. Schmitt’i izleyen Agamben’e göre, hukuksal-siyasal yapının başlangıcı, iktidarı elinde bulunduran egemenin istisnaya karar verme yetkisidir. Egemen “istisna” haline karar verendir. Bu özelliği ile egemen, hukuk düzeninin içinde kaldığı halde, bu düzenin geçerli olması durumunda sorumlu tutulacağı eylemler nedeniyle suçlanmaz. Evet, Ayazma yasaların askıya alındığı bir “istisnadır” ama bugün İstanbul’un her yerinde “istisna” kentsel politika haline gelmiştir. İstanbul’da kentsel dönüşüm, olağanüstü hal yasaları ile yürütülmektedir. Hükümetin, TOKİ’nin ilçe belediyeleriyle anlaşamadığı noktada imar yetkisini devralabilmesini mümkün kılan yeni bir yasa teklifini TBMM’den geçirmeyi hedeflemesi, istisna durumuna karar verme yetkisinin en açık kanıtıdır.

Var oluş amacının tersine 2004-2007 arasında ürettiği 310 bin konutun yalnızca yüzde 20’si sosyal konut niteliği taşıyan TOKİ, 2002 yılından beri ayrıcalıklı bir kamu tekelidir. 5162 sayılı “Toplu Konut Kanunu’ndaki düzenlemeler” ile gecekondu dönüşüm projelerini planlama yetkisi belediyelerden TOKİ’ye aktarılmıştır. 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nu uygulama yetkisi ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ndan alınıp TOKİ’ye devredilerek, gecekondu bölgelerinde kurumun tek söz sahibi olması sağlanmıştır. TOKİ, Başbakanlık’a bağlı ve denetimi yalnızca Cumhurbaşkanı’nın talebiyle gerçekleştirilebilecek, özel şirket gibi çalışan ama devletin tüm gücüyle donatılmış bir devdir. TOKİ olağanüstü yetkileriyle, bir zamanlar sadece hükümdarın girebildiği “metruk istisna alanında” hüküm sürmektedir.

KÜRESEL KENTTE KARGAŞA:

Avrupa Kültür Başkenti projelerinin katılımcılık ve birlik iddialarının tersine, bu kentte İstanbullular başlığı altında toplanan insanları büyük bir uçurum ayırır. Tüm küresel kentlerde olduğu gibi İstanbullular da küresel sermayeden pay alanlar ve onların bu payı almaları için bedel ödeyenler olarak ikiye ayrılır.

2010 yılında İstanbul bir kültür başkenti değil, bir savaş alanıdır. Savaş genişleyerek bir çeşit toplumsal ilişki biçimine dönüşmüş, İstanbul’un genelinde kentsel dönüşümün ana ilkesi haline gelmiştir. Kentte tüm mülkiyet ilişkilerini ve tahakküm tekniklerini belirleyen savaş, istisnai bir durum olmaktan çıkmıştır. Söz konusu olan, modern anlamda bir cephe savaşı değil, biyo-politik isyan bastırma stratejisidir.

Kültürel çeşitlilik, çoğulculuk yalanını unutun. İstanbul yoksullar, emekçiler ve göçmenler için şiddet ve hukukun arasındaki belirsiz eşikte inşa edilmiş bir toplama kampı haline gelmiştir. Bugün İstanbul, öldürülmeleri suç teşkil etmeyecek çıplak insanlarla dolu bir istisna mekanıdır. Burada olağanüstü hal, kural haline gelmiştir.

İSYAN:

Türkiye’de 2010’un ilk çeyreğinde toplam alışveriş merkezi sayısı 225’e yükselirken, İstanbul’da sadece 2009 yılında 5 alışveriş merkezi açıldı. 2009 yılında sadece İstanbul’da 80 binin üzerinde satılamayan lüks konut stoğu oluştu. TOKİ sadece İstanbul’da metrekare fiyatı 13 bin 500 dolara kadar çıkabilen 45 bin lüks konut inşa etti. Ayazmalı 18 aileye 18 daire bulunamadı.
Sonunda Aziz Yeniay’ın oyunculuk yeteneği keşfedildi. 26 Şubat 2009’da Cevahir Hotel’de düzenlenen görkemli bir gecede, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay tiyatroya ve sanata verdiği destekten ötürü Muhsin Ertuğrul Tiyatro Özel Ödülü’ne layık görüldü. Ayazmalı 18 aileye 18 daire bulunamadı.

1 Haziran 2010’da Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından Erdoğan Bayraktar’a “Toplu konut alanındaki birikimi, kamu arazilerini ve kaynaklarını verimli biçimde değerlendirip halka açmasındaki çabaları; alt gelir gruplarına yönelik konut üretimi konusundaki katkıları, gecekondu önleme, kentsel gelişim ve yenileme çalışmalarından dolayı” fahri doktora unvanı verildi. Ayazmalı 18 aileye İstanbul’da 18 daire bulunamadı.

Ama Ayazmalı 18 aile her hafta cumartesi ve pazar günü Küçükçekmece Belediyesi önündeki Atatürk Parkı’nda, dayanışmaya gelenlerle birlikte çıplak kenti sarsıyor, eylem ve mücadele alanı olarak kentsel kamusal alanı yaratıyorlar. Yoksul sınıfların ortadan kaldırılması yolundaki demokratik kapitalist projeyi dinamitliyorlar. Çıplak hayatları ve canlı bedenlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Bu yüzden her nefeste isyanı soluyorlar. ”

Ezgi BAKÇAY

a turkish article about gentrification,istanbul 2010 the european capital of culture, and the people of the ayazma district who are resisting against this gentrification for their rights.

16 mart katliamı / 16 march massacre

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), Belgesel (Documentary), yakın tarih ( near history ) on Temmuz 30, 2010 by anticopyrighttr

16 mart katliamı, 16 mart 1978 günü istanbul üniversitesi eczacılık fakültesi önünde 7 öğrencinin ölümü, 41 öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı ve silahlı saldırıdır.

istanbul üniversitesi hukuk fakültesi 1. sınıf öğrencisi olan ülkücü öğrencilerin içinde gizlice faaliyet gösteren genç bir istihbaratçı, istanbul emniyeti’ne geçtiği bilgi notunda, ülkücülerin 8-10 gün içinde istanbul üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları’ nı bildirmiştir.

emniyet arşivine 7 mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla girip resmiyet kazanan bilgi notunda belirtilen yer ve tarihte gerçekleşen katliama engel olunmadı.

öğrencilerin katillerini yakalamak için peşlerine düşen polislere ise, “geri dön” emri verildi. polis memuru yahya gergin, 1978’de sıkıyönetim mahkemesi’ne verdiği ifadede, “geri dön” emrini verenin reşat altay olduğunu söyledi.

altay ile ilgili ifade veren polis memuru gergin, 16 mart’ı şöyle anlatmıştı: “üniversitenin önünde 9 memur, 1 komiser muavini görevliydik. sol görüşlü öğrenciler okuldan çıktı. merdivenlerde 20-25 kişilik sağcı grup vardı. bunlar slogan atmaya başladı. başımızdaki amir olay çıkmasın diye slogan atanları geriye çekmemizi istedi. öğrencilerle birlikte süleymaniye istikametine gideceğimiz zaman merdiven başındaki iki görevli arkadaştan biri, arkasından atılan bombayı havada gördü ve ‘bomba!’ diye bağırdı. bağırışı duyan kendini yere attı. biz de attık. üniversite kütüphanesi’nin oradan silahlar patladı.kaçan şahısları kovalamaya başladık. arkamızdan birisi ‘gitmeyin, geri gelin’ diye bağırdı. saldırganlar iki silahı atıp kaçmış. o silahları bulduk ve döndük. döndüğümde arkamdan bağıranın kim olduğunu sordum; komiser muavini reşat altay olduğunu söylediler. altay, kumkapı birliği’nin başındaydı. yaralıların ve ölenlerin taşındığı arabaya bindiğimde çoraplarıma kadar kan bulaştı. ölenlerin vücutları parçalanmıştı.”

sürekli terfi:

1996’da, olayda ölenlerin arkadaşları 16 Mart davasını yeniden açtı. yahya gergin, 1996’da istanbul 6. ağır ceza mahkemesi’ne giderek ifadesini tekrarladı. reşat altay ise önce ödüllendirilir gibi istanbul terörle mücadele şube müdürlüğü’ne, ardından gaziantep, bursa, kırklareli ve son olarak da 16 mayıs 2006’da trabzon emniyet müdürlüğü’ne atandı.

bilgi notu ise katliamla ilgili soruşturma ve yargılamalar sürerken hiç ortaya çıkmadı. olaydan 19 yıl sonra dava ikinci kez açılıncaya, bilgi notunun yazılışının üzerinden 22 yıl geçinceye kadar…

seven students (hatice özen, cemil sönmez, baki ekiz, turan ören, abdullah şimşek, hamit akıl and murat kurt) were killed and 41 were injured at istanbul university’s faculty of pharmacy on 16 march 1978. the assailants were members of mhp ,fascist party of the turkey, who are naming theirselfs as the grey wolves. The lawsuit was canceled in 2008 due to the statute of limitation.

türkçe / turkish !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/410044798/16mart1978.rar

powaqqatsi

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Belgesel (Documentary), insan hakları (human rights) on Temmuz 30, 2010 by anticopyrighttr

powaqqatsi: (hopi lisanından, powaq büyücü + qatsi yaşam) kendi yaşamı dorultusunda,diğer varlıkların yaşam güçlerini daha fazla tüketen bir yaşama şekli.

powaqqatsi is a hopi  word meaning “parasitic way of life” or “life in transition”.

sözsüz / without words !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/63616889/LifPowaq.part1.rar
http://rapidshare.com/files/63622760/LifPowaq.part2.rar
http://rapidshare.com/files/63631349/LifPowaq.part3.rar
http://rapidshare.com/files/63641767/LifPowaq.part4.rar
http://rapidshare.com/files/63651465/LifPowaq.part5.rar
http://rapidshare.com/files/63661788/LifPowaq.part6.rar
http://rapidshare.com/files/63669213/LifPowaq.part7.rar
http://rapidshare.com/files/63669673/LifPowaq.part8.rar

videodrome

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), film ( movie ), Karşı Kültür (Counter-Culture), Medya (Media), sanallaşma / virtualism, sanllaşma / virtualism on Temmuz 29, 2010 by anticopyrighttr

videodrome, vhs’nin patlama yaptığı 80’lerin başında yapılmış bir film. videonun ve kablolu televizyonun sosyal dengeleri derinden etkilemeye ve değiştirmeye başladığı zamanlar… filmin kalbinde, yirminci yüzyıl bilimkurgu edebiyatına hakim olan “teknoloji sayesinde insanın evrim geçirmesi” fikri yatıyor. Ancak bu sefer evrim, medya üzerinden yani televizyon ve video üzerinden geliyor…

television broadcasts embedded with hallucination – including signals, become the instrument of mind control in videodrome. its  a techno- surrealist film from the mad imagination of cronenberg.  in videodrome cronenberg imagines television as an information virus that literally infects the brain, transforming and eventually annihilating the organic body through a grotesque fusion with media technology.

türkçe altyazılı / english !!!

indir / download:

http://www.mediafire.com/?q6pb6458vtfqn68
http://www.mediafire.com/?qb8bqox96jrr8c2
http://www.mediafire.com/?gab4d1o5z8a43ia
http://www.mediafire.com/?yakdwfeqij8m968

türkçe altyazı / turkish subtitle:

http://www.mediafire.com/?ejb94rpo93n3vn5

gunshot wound first aid

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), Belgesel (Documentary), faydalı bilgiler ( useful info ) on Temmuz 29, 2010 by anticopyrighttr

silahla yaralanma durumlarında uygulanması gereken ilkyardım teknikleri..

what to do in case of gunshot wounds, how to first aid..

ingilizce / english !!!

indir ( 475  ) / download ( 475 mb ) :

http://www.mediafire.com/file/yyhgzmurzmm/Gunshot%20Wound%20First%20Aid.avi