a hacker manifesto

Sınıfsal bir tavır olarak Hackerlık:
Her sistem kendi faresini üretir; ya da meşhur deyimle, “Roma’yı yapan yollar, yıkan da yollardır.” Ne kadar incelikle düşünülmüş olursa olsun, ne kadar aşılmaz güvenlik duvarlarıyla çevrilmiş olursa olsun, bir sistemi üreten insansa eğer, onu bozacak olan da yine insandır. Hatta doğanın ortaya koyduğu karmaşık sistemlere bile sızan, var olan sistemleri bozup yeni sistemler üreten; olmaz denileni de olduran insandır, olmazı yıkan da…

Tek ya da önceden belirlenmiş bir doğrultuda, akış halindeki bir veriye dışarıdan müdahale etmek; gizli kapaklı işlerin döndüğü bir yapının içine bakmak; kamudan gizlenen bir bilgiyi kamu yararına ifşa etmek; herhangi bir şey bedava sunulabilecek bir hizmetken sırf büyük şirketlerin çıkarları gereği ücretli verilen bir hizmete dönüştüğü için bu hizmeti anonimleştirmek; fakat bütün bu eylemleri yaparken insanın temel dürtüsünün ağırlığını sürekli omuzlarında hissetmek; yani merak! Merak duygusu denilebilir ki Hackerlığı güdüleyen temel motivasyon; ancak bu merakın sonucunda ulaşılana bencilce çıkarlar çerçevesinde yaklaşılabileceği gibi, bir özgürleştirme, kamunun yararına sunma, hatta ve hatta anarşizan bir tavır olarak sistemin çarklarına dinamitleri yerleştirip patlatmak da mümkün.

McKenzie Wark, ikinciyi öğütleyenlerden. Hatta ateşli bir tavırla, konuya etik açıdan yaklaşarak Hackerlığın kültürel, entelektüel sözcülüğünü de üstleniyor. İster hırsız olun, ister yol kesen eşkıya, ister Donkişot, isterseniz de Robin Hood; ve belki de Arsen Lüpen, Fantoma vs. Her işin bir adabı vardır. Zenginden alıp yoksula vermek ya da en azından yoksula ilişmeyip sadece zengini söğüşlemek; bu eski zaman korsanlarının takındığı tavırla dağdan inip yol kesen eşkıyaların bazılarının takındığı mert tavır arasında bir yerlerde günümüz Hackerlarının takındığı tavrı da görebiliriz. “Bir Hacker Manifestosu” kitabında bu tavrın sözcülüğünü üstlenmiş gibi görünen McKenzie Wark, ısrarla sistemin ne kadar bencil çıkarların etrafında döndüğünü açığa çıkarmaya çalışırken, öte yandan da bunu bozacak olan iradenin sahip olması gereken ahlaki değerleri vurgular. Bütün dünyada kötü bilinen, sicili suç raporlarıyla dolu bu damgalı işi savunmak kolay değil tabii. Birçoğumuzun bilgisayarı şu ya da bu şekilde tüm virüs programlarının koruma engeline rağmen virüs yemiş, takla olmuştur zamanın birinde. Hatta ve hatta yine birçoğumuz çok değerli çalışmalarımızı, bilgilerimizi kaybetmişizdir sırf yediğimiz virüs yüzünden. Bunları üretenlerin de Hacker olarak tanımlandığı bir camiada elbette ki McKenzie Wark’ın işi zor.

“Hacklemek farklı olmaktır” diyor Wark, yine aynı kitabında. Farklı ve meraklı olmak. Fakat farklılığın, farklı olma vurgusunun yanında, “… tam olarak kim olduğumuzu bilmiyoruz.” diye alttan da alarak Hackerlığın köklerini, amaçlarını ve ilgi alanlarını sorgulayıp bir manifestoya dönüştürüyor söylemlerini.

Wark, gerçek Hackerlarla kişisel çıkarlar peşinde koşan, virüs yazan, veri hırsızlığı yapan sahtekârların arasına belirgin bir çizgi ya da ayrışma olarak bilgiyi anonimleştirmeyi öne sürüyor gerçek Hacker tavrını siyasallaştırmaya çalışırken.

Altıkırkbeş Yayın’ın manifestolar serisine taze eklenmiş bir kitap “Bir Hacker Manifestosu”. Ancak anlaşılması gerçekten zor bir manifesto. Bunun nedeni de gerek yazarın kendi sözcükleriyle yeni bir söylem oluşturma arayışında ve gerekse de diğer birçok sosyal sınıf gibi, Marksist bir yaklaşımla, Hackerları da sosyal bir sınıfa dahil etme arayışında aranabilir diye düşünüyorum. İşçi sınıfının Marksizm’den referansla nasıl bir söylem biçimi varsa, Hackerların da aynı referanstan bir söylem biçimi olmalıdır. Wark söylüyor tabii bunları. Hackerlığı siyasallaştırma çalışırken tıpkı Marksistlerin işçi sınıfına yükledikleri misyon gibi Wark da Hackerlerın olması gereken misyonunu şöyle özetliyor: “Hackerlar dünyaya yeni şeylerin gelmesine imkân yaratırlar. Her zaman büyük şeyler ve hatta iyi şeyler bile değil, ama yeni şeyler.” Ve ekliyor: “Ürettiğimize sahip değiliz-o bize sahip.”
Ya da “zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok”.

Dünyayı daha iyi, yaşanılabilir kılmak; hiç olmadı bunun çabası içinde olmak; kişisel çıkarların baskısı altında kötü niyetlerinin esiri olmamak. Çıkar peşinde koşmamak. Sistemin örüldüğü çelik halatları bir fare sabrıyla kemirmek. Karanlığın ortasına bir havai fişek gibi sızmak. Son noktada, yine Wark’ın deyimiyle “Devlet ilk ve son olarak içinden bir içe dönüş fışkıran bir zarf, geçirgen bir zar, bir deri”yse eğer, bu deriyi, zarı yırtmak içine bakmak o içe dönüşü dışa döndürmek için çaba göstermektir gerçek Hackerlık.

Wark’ın “Bir Hacker Manifestosu” kitabı Hackerlığı farklı bir açıdan görmek isteyenlere önerilir.

A Hacker Manifesto is the Big Picture of not only where we are in the ‘information age,’ but where we’re going as well. Adopting the [epigrammatic] style of Guy Debord’s Society of the Spectacle, as well as updating its ideas, Ken Wark establishes so-called ‘knowledge workers’ as an unrecognized social class: ‘the hacker class.’ Wark also updates Marx and Engels, Deleuze and Guattari, Nietzsche, and a host of others…Far from just being the story of ‘us versus them’ class struggles, Ken Wark’s book is far more complex: It tackles many issues, historical, emergent, and emerging.

ingilizce / english !!!

indir / download:

http://www.mediafire.com/?rcn5byx4pt1h3uk

not: kitabın türkçesi 6.45 yayınları tarafından basılmış…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: