Archive for the film ( movie ) Category

cyrano de bergerac [1990]

Posted in faydalı bilgiler ( useful info ), film ( movie ), şehir ve direniş ( city and resistance ) on Mayıs 18, 2013 by anticopyrighttr

cyrano

“insan en büyük amaçlarının peşinden giderken bile

bir sefile dönüşebilir.”

sartwell

cyrano, burjuvaları eleştiren, budalaları affetmeyen, zehirli iğneleriyle herkesi sokmaktan yorulmayan bir şair ve silahşördür.

kılıcının karşısına kimse çıkamaz, ama ölmesi için dua edilir. acımasız eleştirileriyle cyrano, yoksulluğa, yalnızlığa itilir, bir tavan arasında sefil bir hayata gömülür. söylediği sözlerin onuru için kimseden yardım aklının ucuna bile gelmez. açlıktan ölür, nükteli, iğneli sözlerinden vazgeçmez.

“ne yapmak gerek peki?
sağlam bir arka mı bulmalıyım?
onu mu bellemeliyim?
bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
istemem!
herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım le bret?
sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
taklalar mı atmalıyım?
istemem! eksik olsun!
her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! eksik olsun böyle bir şöhret!
eksik olsun!
ciğeri beş para etmezlere mi ‘yetenekli’ demeli?
eleştiriden mi çekinmeli?
‘adım mercuré dergisinde geçse’ diye mi sayıklamalı?
istemem!
istemem! eksik olsun!
korkmak, tükenmek, bitmek…
şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
istemem! eksik olsun!
istemem! eksik olsun!
ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
tek başına…
özgür olmak…
dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
isteyince ay’a bile gidebilmek.
başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?”

“and what would you have me do?
look for a patron or else someone in power
to crawl up, as ivy a trunk or a tower,
and licks the bark of its guardian who sets it on course,
and climbs up by trickery instead of by force?
non, merci. dedicate my verses as all others do
to bankers? become a buffoon
in hopes to see on the lips of a minister
the curve of a smile that is all but sinister?
non, merci. dine each day upon a toad?
have my stomach worn out from slithering down the road?
and from kneeling, soon dirty the skin on my knees?
bend over backwards for naught but to please?
non, merci. be caressing the neck of the goat with one hand,
meanwhile with the other be watering the land,
and when asked for milk, dish out the cream,
always be perfuming someone, it seems?
non, merci! from lap to lap be grown and spawned,
be a small fish trapped in a big pond,
and propel myself with madrigals for sails,
blown slowly on by old ladies’ wails?
non, merci! at the editing house of sercy
be paid to edit his verses? non, merci!
become christened a pope amongst the councils
that, in the cabarets, become house to imbeciles?
non, merci! work hard to insert a name
into a sonnet, not for joy, but for fame?
non, merci! have to search for talent where there’s none to be found?
be terrorised by every newspaper around,
and incessantly say “oh how I wish
to be in the papers by monsieur francis”?
non, merci! calculate, know fear, be pale, or worse,
prefer making visits over written verse,
draw up petitions for every last thing?
non, merci! non, merci! non, merci! but… to sing,
to dream, to laugh, to move on, to be free, on my own
to have a keen eye and a voice of strong tone,
wear my hat awry as I prefer,
for no reason at all engage in combat or pen a verse!
to work without worry of glory or fortune
such a voyage of which we dream to the moon!
pen not a line that from myself departs
and comes from anywhere except straight from my heart,
be satisfied with flowers, leaves, fruits of the land
if they’re in your own garden and grew by your hand!
and, if at all, you should triumph by chance,
don’t give unto cesar, take up your stance
stand up for yourself, you merit, ‘ti’s thee
in short, the parasitic ivy I disdain to be
so even without the tree or the stone
i won’t get very high, perhaps, but alone!”

“et que faudrait-il faire?
chercher un protecteur puissant, prendre un patron,
et comme un lierre obscur qui circonvient un tronc
et s’en fait un tuteur en lui léchant l’écorce,
grimper par ruse au lieu de s’élever par force?
non, merci. dédier, comme tous ils le font,
des vers au financiers? se changer en bouffon
dans l’espoir vil de voir, aux lèvres d’un ministre,
naître un sourire, enfin, qui ne sois pas sinistre?
non, merci. déjeuner chaque jour, d’un crapaud?
avoir un ventre usé par la marche? une peau
qui plus vite, à l’endroit des genoux, devient sale?
exécuter des tours de souplesse dorsale?…
non, merci. d’une main flatter la chèvre au coup
cependant que, de l’autre, on arrose le chou,
et donneur de séne par désir de rhubarbe,
avoir un encensoir, toujours, dans quelque barbe?
non, merci! se pousser de giron en giron,
devinir un petit grand homme dans un rond,
et naviguer, avec des madrigaux pour rames,
et dans ses voiles des soupires de vieilles dames?
non, merci! chez le bon éditeur de sercy
faire éditer ses vers en payant? non, merci!
s’aller faire nommer pape par les conciles
que dans les cabarets tiennent des imbéciles?
non, merci! travailler à se construire un nom
sur un sonnet, au lieu e’en faire des autres? non,
merci! ne découvrir du talent qu’aux mazettes?
etre terrorisé par de vagues gazettes,
et se dire sans cesse: “oh, pourvu que je sois
dans les petits papiers du monsieur françois?” …
non, merci! calculer, avoir peur, être blême,
préférer faire une visite qu’un poème,
rédiger des placets, se faire présenter?
non, merci! non, merci! non, merci! mais… chanter,
rêver, rire, passer, être seul, être libre,
avoir l’oeil qui regarde bien, la voix qui vibre,
mettre, quand il vous plaît, son feutre de travers,
pour un oui, pour un non, se battre, oh faire un vers!
travailler sans souci de gloire oh de fortune,
a tel voyage, auquel on pense, dans la lune!
n’écrire jamais rien qui de soi ne sortît,
et modeste, d’ailleurs, se dire: mon petit,
sois satisfait des fleurs, des fruits, même des feuilles,
si c’est dans ton jardin à toi que tu les ceuilles!
puis, s’il advient d’un peu triompher par hasard,
ne pas être obligé d’en rien rendre à cesar,
vis-à-vis de soi-même en garder le mérite,
bref, dédaignant d’être le lierre parasite,
lors même qu’on n’est pas le chêne ou le tilleul,
ne pas monter bien haut, peut-être, mais tout seul!”

türkçe altyazılı,fransızca orjinal / french !!!

indir / download:
http://www.mediafire.com/?anv4g3awd40lmdz
http://www.mediafire.com/?78ajlp5l1ji8vds
http://www.mediafire.com/?nai9id4jjkyj1jf
http://www.mediafire.com/?9utzu87zm11m8ub

meksika ihtilali – meksika alevler içinde / mexiko in flammen

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), emek hareketleri ( worker movements ), film ( movie ), insan hakları (human rights), Sınıf Savaşı (Class War) on Eylül 25, 2012 by anticopyrighttr

yüzyılın başlarında, meksika’ da çıkan devrimlerin nasıl geliştiğini ve sonucunun ne olduğunu john reed’in gözünden anlatan, tarihi bir film.john reed ,1914 yılında çalıştığı gazetenin görevlisi olarak gittiği meksika’da gelişen devrim sürecine ilişkin yaptığı gözlemlerini “başkaldıran meksika” adlı yapıtında anlattı. meksika ihtilali isimli bu film de 1982’de sergej bondartschuk tarafından kitaptan uyarlanarak çekildi.

“meksika ihtilali” adlı bu filmin gönderilişi pınar öğünç’ün yazmış olduğu “nişantaşı’ndan sonra izmir’de zapata isyanı” başlıklı yazısına bir selam yollama amaçlı olup, şişli ve konak belediyelerine de “bıyık altından” “pis pis” sırıtış olarak değerlendirilebilir.yazıyı okumayanlar için yazının bulunduğu link yorumlar kısmına eklenmiştir.

a dramatization of john reed’s newspaper accounts of the mexican revolution.

türkçe / turkish !!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/2703563972/meksika%20ihtilali.part01.rar
https://rapidshare.com/files/4030398097/meksika%20ihtilali.part02.rar
https://rapidshare.com/files/3134297022/meksika%20ihtilali.part03.rar
https://rapidshare.com/files/74864525/meksika%20ihtilali.part04.rar
https://rapidshare.com/files/4145375203/meksika%20ihtilali.part05.rar
https://rapidshare.com/files/1583028152/meksika%20ihtilali.part06.rar
https://rapidshare.com/files/3485591947/meksika%20ihtilali.part07.rar
https://rapidshare.com/files/3378443327/meksika%20ihtilali.part08.rar
https://rapidshare.com/files/2786456550/meksika%20ihtilali.part09.rar
https://rapidshare.com/files/2308679335/meksika%20ihtilali.part10.rar
https://rapidshare.com/files/3679215121/meksika%20ihtilali.part11.rar

ben ve nuri bala / me and nuri bala

Posted in Belgesel (Documentary), film ( movie ), insan hakları (human rights), Lgtb on Ağustos 18, 2012 by anticopyrighttr

ben ve nuri bala, kadınlık ve erkeklik kategorilerinin dışına taşan feminist aktivist esmeray’ın hayatı üzerine bir belgesel. bu film esmeray’ın tecrübesini, bir beden, coğrafya ve mekana ait olmayı anlamak üzerine çıkılan kişisel bir yolculuk. film istanbul’un sokaklarından kars’ın eşmeyazı köyüne uzanan hikayesiyle bizi bir yere ait olmanın özlemi ve kimliklerimizi oluşturan koşullar arasında getirip götürür.

me and nuri bala, is a film on esmeray – a transvestite feminist activist who shatters many categories on womanhood and manhood in turkey. the film is a personal quest to understand her experience, what defines a certain gender- a body and a place one belongs to. from the streets of istanbul to the eastern villages of kars, the film takes us back and forth between the longing for belonging and the realties that shape our identities.

türkçe / english subtitled !!!

indir / download:
https://rapidshare.com/files/731177530/ben%20ve%20nuri%20bala.part1.rar
https://rapidshare.com/files/3924415198/ben%20ve%20nuri%20bala.part2.rar
https://rapidshare.com/files/3490908387/ben%20ve%20nuri%20bala.part3.rar

hal ve gidiş sıfır / zéro de conduite – jean vigo 1933

Posted in Anarşizm (Anarchizm), film ( movie ), okullar ( schools ) on Ağustos 15, 2012 by anticopyrighttr

jean vigo’ nun filmi , merkezi söyleme, okul-öğretmen diktasına karşı vurulmuş müthiş bir yumruk, bir özgürleşme zaferidir.

zero de conduite, vigo’nun ilk konulu filmidir ve otobiyografik yapıya sahip gerçekçi bir filmdir. görünüşte sık sık yerleşik törel değerlerin dışına çıkmalarına rağmen, içlerindeki saflıkla ahlakın doruklarına ulaşan bir çocuk dünyasının sinemaya yansımasıdır. yatılı öğrenciler açısından ahlak ya da hal ve gidiş notu, sadece pazar günleri dışarıya izinli çıkabilmenin bir aracıdır. ancak vigo’nun çocukları, vigo’nun gerçek yaşamında öğrendiği gibi, ahlakın bir not sorunu olmayacağını algılamışlardır.

bu filmin çoğu çocuk filminden üstün yanıysa, büyüklerin gözüyle çocuk dünyasını yansıtmaya çalışmak yerine; çocuk gözüyle bozulmamış bir çocuk evreninin ta kendisi olabilmesindedir.

hal ve gidiş sıfır’ı fransız hükümeti ülke için sakıncalı sayarak 12 sene yasaklamıştır. yasak 1945’de kaldırılmıştır.

the summer holidays over, a troupe of schoolboys return to their much-loathed boarding school. although they find a sympathetic friend in the new athletics teacher, who amuses them with his chaplin impressions, the children are ill-treated and unhappy. they are tyrannised by the school’s prim dwarfish principal and forced to live on a diet of green beans. in the end they have no choice but to rebel…

the film, based on vigo’s own unhappy school day experiences, was only vigo’s third film and his first fictional work. of his four films, it is probably the one which is perhaps the most honest reflection of the man himself and shows how tragically ahead of his time he was – tragically because the world was no yet ready for his radical approach to cinema and he died decades before he his work was finally recognised. vigo’s anarchist background and outspoken views are vividly represented (vigo’s own father was a notorious anarchist who died in jail when vigo was at the age of 12).

there are so many magic moments in this film, too many to enumerate. the pint-sized principal is deliciously tyrannical, the very essence of authoritarian self-importance. in fact all of the adults in this film are presented as outrageously exaggerated caricatures, just as the schoolchildren might see them. this is very much a child’s view of the school system as they see it. so, it is with the brutalised and rebellious children that we are compelled to sympathise with, just as we are invited to revile and laugh at the grown-ups.

the greatest moment in the film is the unforgettable dormitory fight. feathers raining down like confetti, the scene of anarchy melts into a stately dream-like procession. vigo seems to be saying that peace and enlightenment can be attained only by brutally tearing down the old order. in doing so, he is unwittingly giving a cue to the french film directors of the new wave to do precisely that with french cinema. it can’t be denied that vigo had a tremendous influence on the new wave and french cinema in general. (truffaut’s les quatre cents coups lends so much to zéro de conduite that it might almost be considered a remake of that film – in style if not in content.)

although most of the cast were amateur actors (vigo could only afford to hire four profession actors), the film benefits from some credible acting performances. whether it was because of vigo’s direction, or boris kaufman’s photography, or because the actors were genuinely talented, some of the scenes in this film are acutely moving. even when they finally resort to anarchy, the schoolboys are always presented in a positive light and they never for one moment lose our affection. by contrast, the adults running the school appear progressively more hideous as the film progresses.

we should also not forget the contribution made by maurice jaubert, who provided one of his most memorable scores for this film. for the aforementioned procession in the dormitory, he provided music which was played backwards, from a score written in reverse. the result is a haunting unreal air which has a perfect synthesis with the eerie slowed-down pictures we are watching.

needless to say, vigo’s film of rebellion in a boarding school was too much for the authorities at the time. after its first showing in 1933 there was an immediate outcry and fears that it might result in civil unrest caused the film to be banned. the ban remained in force until 1945, after which zéro de conduite finally received the appraisal and status it merited. it is now regarded as one of the most significant films in the history of cinema.

türkçe / french !!!

indir / download:
https://rapidshare.com/files/3540165650/hal%20ve%20gidi%C5%9Fat%20s%C4%B1f%C4%B1r-z%C3%A9ro%20de%20conduite-jean%20vigo%201933.rar

a.c.a.b – all cops are bastards

Posted in A.C.A.B., Anti Faşizm (Anti Fascism), film ( movie ) on Temmuz 2, 2012 by anticopyrighttr

üç çevik kuvvet polisi üzerinden işlenen film,ultras denen taraftar gruplarından hareketle gelişse de, polis şiddetinin ve saldırganlığının gündelik hayatın her alanında bir rutine döndüğü bu coğrafyada anlattığı hikayenin çok daha fazlasını çağrıştıracak türden.
bilmeyen arkadaş ve yoldaşlar için şu ufak notu düşmekte fayda görüyoruz; her ne kadar çıkışı itibarı ile farklı bir anlamdaysa da, günümüzde a.c.a.b “all cops are bastards”, “tüm polisler piçtir” in kısaltılmışıdır.

burda elbette jean genet’e de bir selam vermek yerinde olacaktır: “polisler asla insan olmadı, insan oldukları gün artık polis olmayacaklar.”

a look at the controversial riot cops unit and their brutality…

türkçe altyazılı / italian !!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/4289603787/a.c.a.b.part1.rar
https://rapidshare.com/files/2987370324/a.c.a.b.part2.rar
https://rapidshare.com/files/3269359899/a.c.a.b.part3.rar
https://rapidshare.com/files/460691006/a.c.a.b.part4.rar
https://rapidshare.com/files/29511138/a.c.a.b.part5.rar

kadının fendi / made in dagenham

Posted in emek hareketleri ( worker movements ), film ( movie ), Kadın Hakları (Women Rights) on Şubat 19, 2012 by anticopyrighttr

1968 yılında, ingiltere’deki bir ford fabrikasında geçen filmde cesur bir grup kadın güç birliği yapıp adalet için ayaklanır. mücadelenin gayesi, cinsel ayrımcılığın önünü keserek erkeklerle eşit kazanç ve haklar elde etmek. hayatları mutfakla fabrika arasında geçen, işçi sınıfına mensup sıradan kadınlar patronlarına, kocalarına ve devlete karşı durarak amaçlarına ulaşıyorlar.

a dramatization of the 1968 strike at the ford dagenham car plant, where female workers walked out in protest against sexual discrimination.

türkçe / english subtitled !!!

indir / download:
https://rapidshare.com/files/124953799/made_in_dagenham.part1.rar
https://rapidshare.com/files/2094594887/made_in_dagenham.part2.rar
https://rapidshare.com/files/3876572688/made_in_dagenham.part3.rar
https://rapidshare.com/files/4160389503/made_in_dagenham.part4.rar
https://rapidshare.com/files/2166012437/made_in_dagenham.part5.rar

press

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), Anti Militarzim (Anti Militarism), film ( movie ), insan hakları (human rights), tarih (history), yakın tarih ( near history ) on Kasım 10, 2011 by anticopyrighttr

“bunlar gazeteci kılığında militanlar, birbirlerini vuruyorlar. devlet cinayet işlemez.”
dönemin başbakanı süleyman demirel*, 1992

*bu zat aynı zamanda “bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” cümlesini de fütursuzca kuran zattı.

1990′ların başında yayın hayatına başladıktan kısa bir süre sonra devletin engellemeleri ve baskılarına maruz kalan gündem gazetesinin muhabirlerine yönelik baskılar, işkence ve cinayetler, yönetmen-senarist sedat yılmaz tarafından press  adıyla beyaz perdeye aktarıldı. ohal  dönemi koşullarında bölgede gazetecilik yapan gündem gazetesi muhabirlerinin yaşadıklarının anlatıldığı film,insana kaçınılmazca, özgürlükten,insan haklarından,basın etiğinden,gazetecilik vazifesinden bahsedip duran;bunu da özellikle hükümetten aldıkları teşvikler kesilince yapan “körler sağırlar birbirlerini ağırlar” medyasının egosantrik ve maddi-manevi cülusperver gazetecilerininin (??!!!!!) o zamanlarda neler yazdığını, nelerle uğraştığını ve nelere gözlerini ve vicdanlarını üç kuruşa kapatabildiklerini düşündürtüyor.

– gündem gazetesi 30 mayıs 1992’de yayına başladı.

– yayınlanan 580 sayısının 486’sı hakkında dava açıldı.

– gazete hakkında 3 kez 30 gün, 15 kez 15 gün, 2 kez 10 gün kapatma kararı verildi.

– 1993 yılından itibaren OHAL bölgesinde satışı yasaklandı.

– 14 nisan 1994’de mahkeme kararıyla tamamen kapatıldı.

– sorumlu yazıişleri müdürleri hakkında toplam 147 yıl hapis cezası, 20 milyar 45 milyon lira para cezası verildi.

– 1992 yılında öldürülen gazeteciler sıralamasında türkiye birinci oldu.

– 1992 yılında 14 gazeteci, 2 gazete dağıtımcısı öldürüldü.

– 1993 yılında 9 gazeteci, 13 gazete dağıtımcısı-bayi öldürüldü.

– 1994 yılında 7 gazeteci, 2 gazete dağıtımcısı öldürüldü.

in the first half of the 1990’s, on those days when intense skirmish between the kurdish guerillas and the turkish government took place, a handful of young journalists were struggling to proclaim the ongoing violations of human rights to the world. on those days of increasing pressure, the office staff fights both to survive and to reveal the facts. journalism is no longer a profession, but a a matter of life or death for them.

the english word was used in the original title of the film because of the double meaning of the word, both describing the work done and the pressure on the journalists.

türkçe / turkish !!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/1559699349/press.part1.rar
https://rapidshare.com/files/1295374912/press.part2.rar