Archive for the Karşı Kültür (Counter-Culture) Category

roll up your sleeves – the d.i.y counterculture

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Belgesel (Documentary), faydalı bilgiler ( useful info ), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Mayıs 13, 2013 by anticopyrighttr

Roll up your sleeves

roll up your sleeves, türkçeye “kendin yap” / “kendin üret” şeklinde tercüme edebileceğimiz  d.i.y (do it yourself) kültürü üzerine hazırlanmış bir belgesel.

a documentary on d.i.y (do it yourself) counter culture…

ingilizce / english !!!

indir / download:
http://www.mediafire.com/?3cmkxx4yx2z7pnj

çöp savaşçısı / garbage warrior

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Çevre (Enviroment), Belgesel (Documentary), Ekoloji (Ecology), faydalı bilgiler ( useful info ), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Kasım 12, 2012 by anticopyrighttr

kırk seneden beri geri dönüşümlü materyaller kullanarak, merkezi şebeke sistemlerinden bağımsız, %100 sürdürülebilir evler inşa eden amerikalı mimar michael reynolds’ın ilham verici mücadelesini konu alan belgeseli garbage warrior’ı izledikten sonra, bazı şeylerin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünebilirsiniz. michael reynolds’ın ortaya çıkarmış olduğu %100 sürdürülebilir yaşamı olanaklı kılan bu becerikli evlerin adı earthship’dir.

earthship’ler yağmur ve kar suyunu toplayarak 4 defa kullanmakta ve kişi başı günlük ortalama su kullanım miktarını 300 lt’den 75 lt’ye düşürmekte, bu sayede su şebeke hattına olan bağlanma ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır. earthship’ler güneşin ve rüzgârın enerjisini kullanarak sürdürülebilir yöntemlerle elektrik üretip akülerde depolamakta, böylece elektrik şebeke hattına olan bağlanma ihtiyacını da ortadan kaldırmaktadır.

earthshipler küvet ve lavabodan gelen gelen gri suyu evin içerisinde bitkilerin yetiştiği botanik hücrelerde arındırmakta, bitkiler tarafından arındırılan suyu ise sifon suyu olarak tekrar kullanmaktadır. sifonun çekilmesinden sonra ortaya çıkan suyun ise dışarıda toprağa gömülü bir septik tankta çözünmesi sağlanmakta ve sıvı gübre olarak dış mekan botanik hücrelerinde tekrar kullanılması gerçekleşmektedir. böylece kanalizasyon hattına bağlanma ihtiyacı ortadan kalkmaktadır.

bu arındırma işlemi sırasında bitkiler doğal olarak çok sağlıklı bir şekilde beslenmekte ve iç mekan botanik hücrelerinde yıl boyu %100 doğal gıda üretimi sağlanabilmektedir. aynı zamanda bu bitkiler sağlık ve estetik açısından faydalı bir ortam oluşturmakta ve iç mekanın havasını temizleyerek ev sahipleri için bol oksijenli bir yaşama ortamı sağlamaktadır.

bütün bu olumlu özelliklerine rağmen earthship’lerin inşaları engellenmeye çalışılmış ancak michael reynolds ve ekibinin verdiği mücadele sayesinde earthship’lerin ortaya çıkışı durdurulamamıştır. şimdi sıra dünya çapında insanlara, hayatlarını kendi avuçlarının içine alabilme ve iklim değişikliği ile savaşabilme yeteneği verecek bu evleri ulaştırmaktadır. gerek iklim değişikliği gerekse doğal kaynaklarımızın tükenmesi gibi sebeplerle sahiplerinin bütün temel ihtiyaçlarını karşılayan evleri geri dönüşümlü materyallerle inşa etmeye başlayacağımız 21. yüzyılın başlarında earthship’ler model alınma özelliklerini hala koruyorlar.

belgesel michael’in mücadelesini ve yaşanabilir alanlar yaratmak için earthship modelini anlatıyor.

garbage warrior is a documentary about architect mike reynolds, inventor of the earthship style of building. it follows reynolds’ and how he developed the earthship style of building and his struggle with the legislature of taos, new mexico, the location of his experimental earthship community, in order to be allowed to build homes that do not match the structures of local building codes.

türkçe altyazılı / english (turkish hardcoded subtitled)!!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/1288827213/cop%20savascisi.part1.rar
https://rapidshare.com/files/1275389922/cop%20savascisi.part2.rar
https://rapidshare.com/files/3553597241/cop%20savascisi.part3.rar
https://rapidshare.com/files/2836073080/cop%20savascisi.part4.rar

bastards of utopia

Posted in Anarşizm (Anarchizm), Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), Belgesel (Documentary), Karşı Kültür (Counter-Culture), yakın tarih ( near history ) on Kasım 4, 2012 by anticopyrighttr

“ütopya’nın piçleri” militan bir yaratıcılık ve orijinalliğin ilham verici hikayesi. küresel mücadele döngüsü düşüşe geçtiğinde ne yapabilirsiniz? başka bir yerde geliştirilmiş tepki stratejileri ve organizasyon modellerinin burada işe yaramadığı durumlarla nasıl başa çıkabilirsiniz? deneyim, bu aktivistlerin deyimiyle, sık çalılıkların arasında gidecek bir yol bulana kadar ara vermeksizin deneyim…

“bastards of utopia” is an inspiring story of militant creativity and invention. what can you do when the global cycle of struggles is in decline? how can you confront the fact that strategies of action and models of organization developed elsewhere just don’t work here? experiment, these activists tell us, experiment relentlessly until you discover through the brambles a path forward.

ingilizce / english !!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/904841997/bastards%20of%20utopia.part01.rar
https://rapidshare.com/files/733865483/bastards%20of%20utopia.part02.rar
https://rapidshare.com/files/3741281997/bastards%20of%20utopia.part03.rar
https://rapidshare.com/files/425955351/bastards%20of%20utopia.part04.rar
https://rapidshare.com/files/2540343263/bastards%20of%20utopia.part05.rar
https://rapidshare.com/files/2260124492/bastards%20of%20utopia.part06.rar
https://rapidshare.com/files/3611096696/bastards%20of%20utopia.part07.rar
https://rapidshare.com/files/1375725123/bastards%20of%20utopia.part08.rar

noise and resistance – voices from the d.i.y underground

Posted in aktivizm (activism), Anarşizm (Anarchizm), Belgesel (Documentary), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Eylül 22, 2012 by anticopyrighttr

başka yollar da var. ticaret, sermaye, ve tüketim günümüz dünyasının hiçbir şekilde değişmeyecek ihtiyaçları. öfkeli ve heyecan verici belgeselleri “noise and resistance”da, francesca araiza andrade ve julia ostertag bu görüşü paylaşanların yalnız olmadıklarını gösteriyor.

bazılarının sadece gürültü ve sıkıntı olarak değerlendirdiklerini, onlar direnişin hayati bir söylemi olarak ortaya koyuyorlar: burada punk ne geçici bir heves ne de geçmişten kalan tarihi bir kalıntı; sadece hayata dair canlı bir dışavurum.
yönetmenler, isyankar, kendini bilen, parlak ve coşkulu sahnenin merkezine giriyor. barselona’daki işgal evleri, moskova’daki anti-faşistler, hollandalı sendikacılar, ingiltere crass kolektifi aktivistleri, berlin’deki queer karavan parkı sakinleri, ya da müzikleri her zaman kolektif bir zorlamayı, bir “hayır!”ı ifade eden isveçli kadın punk grupları, sloganı “kendin yap! olan müziklere başladılar ve 21. yüzyıl “uluslararasılığı” için rahatsız edici oldular.

“noise and resistance” avrupa’nın çağdaş ütopyasından geçip, birliğin otonomiyle beraber yıllardır dinlediğiniz en iyi punk müziklerinden türediği altkültürel diyarlara ilham veren bir yolculuk.

there are other ways. commerce, capital, and consumption are by no means irrevocable necessities in today’s world. in their angry and rousing documentary “noise and resistance”, francesca araiza andrade and julia ostertag show that those who think so are not alone in this opinion. what some would describe as mere din and nuisance, they prove to be a vital articulation of resistance :
here punk is neither a passing fad nor a dusted relic from the past but the lively expression of an attitiude towards life.

the directors enter the centres of a vivid and vibrant, a rebellious and self-conscious scene. be it squatters in barcelona, anti-fascists in moscow, dutch trade unionists, the activists of england’s crass collective, queer trailer park inhabitants in berlin, or swedish girl punk bands, their music always expresses a collective self-assertion, a no! set to music whose slogan : do it yourself! has become a strident 21st century “international”.

“noise and resistance” is an inspiring journey through europe’s contemporary utopia, to subcultural places of desire where unity derives from autonomy along with the best punk sound you’ve heard for years.

es geht auch anders. kommerz, kapital und konsum sind keine unumstößliche notwendigkeit unserer gegenwart. dass man mit dieser meinung nicht allein sein muss, zeigen francesca araiza Andrade und julia ostertag in ihrem wütenden und mitreißenden dokumentarfilm “noise and resistance”. was manchen nur als lärm und störung gilt, machen sie als vitale artikulation des widerstands deutlich : punk ist hier weder modeerscheinung noch verstaubtes relikt der vergangenheit, sondern der lebendige ausdruck eines lebensgefühls.

die beiden regisseurinnen begeben sich mitten hinein in eine höchstlebendige und pulsierende, eine aufbegehrende und selbstbewusste szene. Ob Hausbesetzer aus Barcelona, Antifaschisten in Moskau, niederländische Gewerkschaftskämpfer, die Aktivisten des englischen CRASS – Kollektivs, queere Wagenplatzbewohner aus Berlin oder Punkgirl-Bands in Schweden – immer ist die Musik eine kollektive Selbstbehauptung, ein vertontes Nein, dessen Losung “Do it yourself!” zur lautstarken Internationale des 21. Jahrhundert geworden ist.

“noise and resistance” ist eine inspirierende reise durch europas utopia der gegenwart, an subkulturelle sehnsuchtsorte, wo aus unabhängigkeit gemeinschaft entsteht – und der beste punk-Sound, den man seit jahren gehört hat.

çok dilli (ağırlıklı ingilizce) / multilingual (mainly english ) !!!

indir / download:

https://rapidshare.com/files/2701939092/noise%20and%20resistance.part1.rar
https://rapidshare.com/files/1885097654/noise%20and%20resistance.part2.rar
https://rapidshare.com/files/3263049496/noise%20and%20resistance.part3.rar
https://rapidshare.com/files/463716353/noise%20and%20resistance.part4.rar

taxidermia

Posted in Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), film ( movie ), Karşı Kültür (Counter-Culture), yakın tarih ( near history ) on Şubat 15, 2011 by anticopyrighttr

2006 macaristan yapımı olan taxidermia sert ve rahatsız edici sıfatlarını layıkıyla taşıyan bir film.film macaristan’ın üç farklı döneminden (ikinci dünya savaşı öncesi, soğuk savaş ve günümüz), aynı soya mensup üç adamın hikayesini anlatıyor.her kuşak mevcut politik sistemin ürünüdür.ve her kuşak, yönetmen tarafından o mevcut düzene yapılan politik bir eleştiridir aynı zamanda.

taxidermia’yı, ne sovyetler öncesi ne sovyetler esnasında ne de kapitalist düzende bir türlü aradıkları mutluluğa ulaşamayan insanların hikayesi olarak da görmek mümkün.savaş esnasındaki durumdan yola çıkıp tüketim toplumu haline gelen günümüze kadar uzanan zaman yelpazesi de tıpkı kuşaklar arası geçiş gibi kusursuz yansıtılmış. her üç dönemin de insan üzerindeki kendine özgü yıkıcı etkileri ekstrem bir hayali dünya çerçevesinde oldukça başarılı bir biçimde verilmiş.

filmin korku ve kara komedi türlerinin ölçülü bir karışımı olduğunu söylemek mümkün.filmdeki sürreal ögelerin çoğu ‘gore’ biçiminde tezahür ettiği için filmi indirmeyi düşüneceklerin mideleri sağlam değilse bir daha düşünmelerini öneriyoruz.

it would seem as though taxidermia would be shocking, but it never really tries to be.instead pálfi uses “strange” and sometimes “disturbing” imagery to create a fantastical modern history of hungary; spinning a triptych of stories connected by blood that focus on the body in three very different ways.

taxidermia is what filmmaking is about: breaking the laws of reality to provoke thought and can be hailed as a good political satire.

türkçe / english / hungarian (original) !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/447665543/Taxidermia.part1.rar
http://rapidshare.com/files/447665658/Taxidermia.part2.rar
http://rapidshare.com/files/447664380/Taxidermia.part3.rar

english subtitle:

http://www.mediafire.com/?8lotf5mjl9lp8wa

a hacker manifesto

Posted in aktivizm (activism), Anarşizm (Anarchizm), Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), e-kitap ( e-book ), faydalı bilgiler ( useful info ), Hack The World (Hack The World), Karşı Kültür (Counter-Culture), Sitüasyonist Enternasyonal (Situationist International), Sınıf Savaşı (Class War) on Aralık 8, 2010 by anticopyrighttr

Sınıfsal bir tavır olarak Hackerlık:
Her sistem kendi faresini üretir; ya da meşhur deyimle, “Roma’yı yapan yollar, yıkan da yollardır.” Ne kadar incelikle düşünülmüş olursa olsun, ne kadar aşılmaz güvenlik duvarlarıyla çevrilmiş olursa olsun, bir sistemi üreten insansa eğer, onu bozacak olan da yine insandır. Hatta doğanın ortaya koyduğu karmaşık sistemlere bile sızan, var olan sistemleri bozup yeni sistemler üreten; olmaz denileni de olduran insandır, olmazı yıkan da…

Tek ya da önceden belirlenmiş bir doğrultuda, akış halindeki bir veriye dışarıdan müdahale etmek; gizli kapaklı işlerin döndüğü bir yapının içine bakmak; kamudan gizlenen bir bilgiyi kamu yararına ifşa etmek; herhangi bir şey bedava sunulabilecek bir hizmetken sırf büyük şirketlerin çıkarları gereği ücretli verilen bir hizmete dönüştüğü için bu hizmeti anonimleştirmek; fakat bütün bu eylemleri yaparken insanın temel dürtüsünün ağırlığını sürekli omuzlarında hissetmek; yani merak! Merak duygusu denilebilir ki Hackerlığı güdüleyen temel motivasyon; ancak bu merakın sonucunda ulaşılana bencilce çıkarlar çerçevesinde yaklaşılabileceği gibi, bir özgürleştirme, kamunun yararına sunma, hatta ve hatta anarşizan bir tavır olarak sistemin çarklarına dinamitleri yerleştirip patlatmak da mümkün.

McKenzie Wark, ikinciyi öğütleyenlerden. Hatta ateşli bir tavırla, konuya etik açıdan yaklaşarak Hackerlığın kültürel, entelektüel sözcülüğünü de üstleniyor. İster hırsız olun, ister yol kesen eşkıya, ister Donkişot, isterseniz de Robin Hood; ve belki de Arsen Lüpen, Fantoma vs. Her işin bir adabı vardır. Zenginden alıp yoksula vermek ya da en azından yoksula ilişmeyip sadece zengini söğüşlemek; bu eski zaman korsanlarının takındığı tavırla dağdan inip yol kesen eşkıyaların bazılarının takındığı mert tavır arasında bir yerlerde günümüz Hackerlarının takındığı tavrı da görebiliriz. “Bir Hacker Manifestosu” kitabında bu tavrın sözcülüğünü üstlenmiş gibi görünen McKenzie Wark, ısrarla sistemin ne kadar bencil çıkarların etrafında döndüğünü açığa çıkarmaya çalışırken, öte yandan da bunu bozacak olan iradenin sahip olması gereken ahlaki değerleri vurgular. Bütün dünyada kötü bilinen, sicili suç raporlarıyla dolu bu damgalı işi savunmak kolay değil tabii. Birçoğumuzun bilgisayarı şu ya da bu şekilde tüm virüs programlarının koruma engeline rağmen virüs yemiş, takla olmuştur zamanın birinde. Hatta ve hatta yine birçoğumuz çok değerli çalışmalarımızı, bilgilerimizi kaybetmişizdir sırf yediğimiz virüs yüzünden. Bunları üretenlerin de Hacker olarak tanımlandığı bir camiada elbette ki McKenzie Wark’ın işi zor.

“Hacklemek farklı olmaktır” diyor Wark, yine aynı kitabında. Farklı ve meraklı olmak. Fakat farklılığın, farklı olma vurgusunun yanında, “… tam olarak kim olduğumuzu bilmiyoruz.” diye alttan da alarak Hackerlığın köklerini, amaçlarını ve ilgi alanlarını sorgulayıp bir manifestoya dönüştürüyor söylemlerini.

Wark, gerçek Hackerlarla kişisel çıkarlar peşinde koşan, virüs yazan, veri hırsızlığı yapan sahtekârların arasına belirgin bir çizgi ya da ayrışma olarak bilgiyi anonimleştirmeyi öne sürüyor gerçek Hacker tavrını siyasallaştırmaya çalışırken.

Altıkırkbeş Yayın’ın manifestolar serisine taze eklenmiş bir kitap “Bir Hacker Manifestosu”. Ancak anlaşılması gerçekten zor bir manifesto. Bunun nedeni de gerek yazarın kendi sözcükleriyle yeni bir söylem oluşturma arayışında ve gerekse de diğer birçok sosyal sınıf gibi, Marksist bir yaklaşımla, Hackerları da sosyal bir sınıfa dahil etme arayışında aranabilir diye düşünüyorum. İşçi sınıfının Marksizm’den referansla nasıl bir söylem biçimi varsa, Hackerların da aynı referanstan bir söylem biçimi olmalıdır. Wark söylüyor tabii bunları. Hackerlığı siyasallaştırma çalışırken tıpkı Marksistlerin işçi sınıfına yükledikleri misyon gibi Wark da Hackerlerın olması gereken misyonunu şöyle özetliyor: “Hackerlar dünyaya yeni şeylerin gelmesine imkân yaratırlar. Her zaman büyük şeyler ve hatta iyi şeyler bile değil, ama yeni şeyler.” Ve ekliyor: “Ürettiğimize sahip değiliz-o bize sahip.”
Ya da “zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok”.

Dünyayı daha iyi, yaşanılabilir kılmak; hiç olmadı bunun çabası içinde olmak; kişisel çıkarların baskısı altında kötü niyetlerinin esiri olmamak. Çıkar peşinde koşmamak. Sistemin örüldüğü çelik halatları bir fare sabrıyla kemirmek. Karanlığın ortasına bir havai fişek gibi sızmak. Son noktada, yine Wark’ın deyimiyle “Devlet ilk ve son olarak içinden bir içe dönüş fışkıran bir zarf, geçirgen bir zar, bir deri”yse eğer, bu deriyi, zarı yırtmak içine bakmak o içe dönüşü dışa döndürmek için çaba göstermektir gerçek Hackerlık.

Wark’ın “Bir Hacker Manifestosu” kitabı Hackerlığı farklı bir açıdan görmek isteyenlere önerilir.

A Hacker Manifesto is the Big Picture of not only where we are in the ‘information age,’ but where we’re going as well. Adopting the [epigrammatic] style of Guy Debord’s Society of the Spectacle, as well as updating its ideas, Ken Wark establishes so-called ‘knowledge workers’ as an unrecognized social class: ‘the hacker class.’ Wark also updates Marx and Engels, Deleuze and Guattari, Nietzsche, and a host of others…Far from just being the story of ‘us versus them’ class struggles, Ken Wark’s book is far more complex: It tackles many issues, historical, emergent, and emerging.

ingilizce / english !!!

indir / download:

http://www.mediafire.com/?rcn5byx4pt1h3uk

not: kitabın türkçesi 6.45 yayınları tarafından basılmış…

born in 68 / nés en 68

Posted in Anti Faşizm (Anti Fascism), Anti Kapitalizm (Anti Capitalism), film ( movie ), insan hakları (human rights), Karşı Kültür (Counter-Culture) on Eylül 21, 2010 by anticopyrighttr

1968, fransa, paris.. öğrenci olayları, isyanlar ve değişimler..

1968, france, paris.. student clashes, revolts and the social changes…

türkçe altyazılı / english subtitled ( org. in french ) !!!

indir / download:

http://hotfile.com/dl/65090789/868ed39/sts-nen68.soporov.avi.html

türkçe altyazı / turkish subtitle:

http://www.mediafire.com/?an93vu9t7ovzhjt

ingilizce altyazı / english subtitle:

http://www.mediafire.com/?o7adv92hj4vtt3h